#31095
Anonim
Pasif

HABEŞ, HABEŞ İLİ:
(Bakınız ETİYOPYA başlığı altında yazılanlara)

HAMAT:
Hisar anlamında.
Antakya’dan akan Asi nehrinin kenarında bulunan bugünkü Hamaa. Suriye’de Halep ile Şam’ın arasında. Bir krallığın başkentiydi. Ham’ın soyu buraya yerleşmişti (Tekvin 10:6,15,18).

«Hadadezer’in bütün ordusunu Davud’un vurmuş olduğunu Hamat kralı Toi işitti; ve Toi, oğlu Yoram’ı kral Davud’u.. kutlamak için ona gönderdi» (2.Samuel 8:9,10). Yeroboam «Yahuda’nın olan Hamat’ı.. İsrail’e geri» aldı (2.Krallar 14:28). Aşur kralı Sanherib Hamat’ı aldı (2.Krallar 18:33,34). «Hamat’a girilecek yer» İsrail’in kuzey sınırı olacaktı (Sayılar 34:8).

Bu yerin neresi olduğu kesinleşmiş değildir.
İki olasılık var:
1. İki Lübnan dağ sırtları arasındaki vadinin güneye doğru açıldığı yer ya da,
2. Labo Hamat diye çevrilerek Hamat’a ait Labo kenti (Baalbek’in kuzey doğusunda 23 kilometre uzaklığındaki Lebve kenti).

HARAN:
Haran kentinin kalıntıları (bazen de Harran biçiminde yazılır) Urfa’ya bağlı Altınbaşak ilçesinin yanındadır.
Bugünkü Irak’ta bulunan Kildaniler’in Ur kentinde ölmüş olan İbrahim’in kardeşinin adı Haran’dı (Tekvin 11:28).

İbrahim’in babası Terah «Kenan ülkesine gitmek üzere Kildaniler’in Ur kentinden» İbrahim, Saray ve Lut’la birlikte çıktı «ve Haran’a geldiler ve orada oturdular» (Tekvin 11:31). Terah Haran’da öldü (11:32). RAB İbrahim’i kendisine göstereceği yurda gitmeye çağırdı (12:1-4).
Oğlu İshak için gelin alması gerektiğinde İbrahim uşağını Haran’a yakın Mezopotamya’daki Nahor kentine gönderdi (Tekvin 24:1-10). Nahor İbrahim’in öbür kardeşinin adıydı (11:27). Uşak Nahor’un torunu Rebeka’yı oradan gelin getirdi (24:15,50,51). Yakup da aynı yere kaçtı ve oradan evlendi (Tekvin 28:1,2). Yakup vardığı kuyudaki çobanlara «Ey kardeşlerim neredensiniz?» diye sorunca, «Biz Haran’danız» diye yanıt verdiler (Tekvin 29:4,5).

Bugün kentin batısında bir kilometre uzaklığındaki Bi’r Yakub (Yakub’un kuyusu) hala oranın halkı tarafından kullanılır.

Eski Haran’da Ur kentinde olduğu gibi Sin adlı ay tanrısına tapılırdı (Yeşu 24:2).

Haran Aşur dilinde anayol anlamındaki Harranu sözcüğüdür.

Irak’tan akan Dicle ırmağı kıyısındaki Nineve kentini Lübnan’daki Sur ticaret limanıyla bağlayan anayol üzerindeydi. Sur’a okunan ağıtta peygamber Hezekiel aracılığıyla kendisine seslenen RAB «Haran ve Kanne.. tacirleri, Aşurve Kilmad senin tacirlerindiler» der (Hezekiel 27:23).

HENA (ANA):
Fırat ile Dicle arasındaki bölgede olduğu sanılan bir yer.

Aşur kralı Sanherib’in Yeruşalim’e gönderdiği Rabşake Yeruşalim halkını korkutmak için yaptığı propaganda konuşmasında şunları söyledi: «Ulusların ilahlarından biri Aşur kralının elinden hiç kurtardı mı? Hamat’ın ve Arpad’ın ilahları nerede? Sefarvaim’in, Hena’nın ve İvva’nın ilahları nerede?» (2.Krallar 18:33,34).

Fırat kıyısındaki Ana adlı kent olduğu sanılır.

HEŞBON:
Hesap ya da düzen demektir.
Amoriler kralı Sihon’un Moab’tan aldığı bir kentti (Sayılar 21:26).
İsrail oğulları Sihon’u yenince ülkesini ele geçirdiler (Sayılar 21:21-24).
Heşbon Ruben soyuna verildi (Sayılar 32:37). Daha sonra sınırı yakın olan Gad soyuna verildi [1. Tarihler 6:80,81]. Onlardan da Levililer’e verildi (Yeşu 21:39).
Yeşaya ve Yeremya zamanlarında yeniden Moab’ın eline düşmüştü (Yeşaya 15:4; Yeremya 48:2).
Erden ırmağının Lut gölüne döküldüğü noktanın doğusunda 32 kilometre uzaklığında bulunuyordu.
Güzel bir dereye sahip olması şairin gözlerinden kaçmamıştı: «Bat-rabbim kapısı yanındaki Heşbon havuzlarıdır gözlerin» (Neşideler Neşidesi 7:4).

HORONAİM:
Çifte mağara anlamında.
Moab’a ait bir kent.
Aşurilerin saldırmak için tuttukları yoldaydı (Yeşaya 15:5).

İVVA:
Aşur kralı Şalmaneser’in ele geçirdiği bir kent ya da ülke (2.Krallar 18:34; 19:13; Yeşaya 37:13).
Bir olasılıkla Avva aynı yerdir:
«Aşur kralı Babil’den.. Avva’dan.. adamlar getirdi ve onları Samiriye kentlerinde, İsrail oğullarının yerinde oturttu» (2.Krallar 17:24).

KALNE:
1.Nimrod’un «krallığının başlangıcı Şinar ülkesinde Babil, Erek, Akkad ve Kalne idi» (Tekvin 10:10).
Kalne diye bir kentin izi bulunmamıştır.
Bu nedenle bazı uzmanlar İbranice sözcüğünün bunların tümü anlamını taşıyan «kullana» sözcüğü olduğunun üzerinde durmaktadır.
Böylece Nimrod’un krallığının Şinar ülkesinin tüm kentleri üzerinde olduğu anlamına gelirdi.

2.»Kalne’ye geçin de görün ve oradan büyük Hamat’a gidin» (Amos 6:1).
Suriye’deki Hamat (bugün Hamaa) kentine yakın olduğu anlaşılır.
Hamaa Antakya’dan geçen Asi nehrinin kıyısında, Antakya’nın güneyindedir.

Yeşaya 10:9 ayetindeki Kalno aynı yer olsa gerek: «Kalno da Karkemiş gibi değil mi? Hamat da Arpad gibi değil mi?» Asur yazılarında sözü edilen Kullania kenti olduğu sanılır. Haleb’in kuzey batısında yaklaşık 16 kilometre uzaklığındaki Kullan Köyü olduğu düşünülür.
Arpad da kuzey batısında 16 kilometre daha uzakta bulunuyordu.

KARKEMİŞ:
Bugünkü Suriye’nin Carablus kenti. Bu kent Gaziantep iliyle sınırdır.
Fırat ırmağının sağ kıyısındadır.
Eski çağda Hititler’in bir kentiydi. Daha sonra bağımsız bir kralı vardı. Asur kralı ikinci Sargon onu Asur İmparatorluğu’na kattı (M.Ö. 717).
RAB Yeşaya aracılığıyla buna şöyle değinir: «Ey Asurlu, öfkemin değneği!.. onun yüreğinde olan.. bir çok milletleri kesip atmaktır. Çünkü diyor: Reislerimin hepsi kral değil mi? Kalno da Karkemiş gibi değil mi?» (Yeşaya 10:5-9).

M.Ö. 609 yılında «Mısır kralı Neko Fırat yanında Karkemiş’e karşı savaşmak için çıktı; (Yahuda kralı) Yoşiya ona karşı çıktı» (2. Tarihler 35:20). Yoşiya Megiddo’da savaşta öldü. Karkemiş kenti dört yıl sonra kral Neko’nun elinden alındı: «Mısır kralı Firavun-neko’nun ordusu için; o ordu ki, Fırat ırmağı yanında Karkemiş’te idi; ve Yahuda kralı Yoşiya oğlu Yehoyakim’in dördüncü yılında Babil kralı Nebukadretsar onu vurdu» (Yeremya 46:2).

KENAN:
«İbrahim ile olan antlaşmasını ve İshak olan antlaşmasını hatırladı: Mirasınızın payı olmak üzere, Kenan ülkesini sana vereceğim, diyerek.. sonsuz antlaşma olarak İsrail’e doğruladı» (Mezmur 105:10,11). Kenan ülkesi adını Ham’ın oğlu Kenan’dan aldı (Tekvin 10:6).
«Kenan, ilk oğlu Tsidon’un (Sayda’nın), Het’in, Yebusi’nin, Amori’nin, Hivi’nin, Arki’nin, Sini’nin, Arvadi’nin, Tsemari’nin ve Hamati’nin babası oldu; ve sonra Kenanlı kabileleri dağıldılar. Ve Kenanlı’nın sınırı Sayda’dan Gerar’e giderken, Gaza’ya kadar; Sodom’a ve Gomorra’ya, Adma’ya ve Tseboim’e giderken, Laşa’ya kadardı» (Tekvin 10:15-19).

Bundan Kenanlı kabilelerinin ilkin bugünkü Suriye, Lübnan ve İsrail’in Ak Deniz kıyılarına yerleşti. Daha sonra da başka kolları Lut Denizi’ne ve Erden ırmağına kadar yerleşmeye koyuldular.
RABBİN İbrahim’in soyuna verdiği bu ülke «Mısır ırmağından büyük ırmağa, Fırat ırmağına» kadardı (Tekvin 15:18).
Oysa genellikle Kenan ülkesi Erden ırmağının batısındaki bölgeydi. Kenan ülkesini çaşıtlamaya gönderilenler «Cenup diyarında Amalek oturuyor; ve dağlıkta Hittiler, Yebusiler, ve Amoriler oturuyorlar; ve denizin yanında ve Erden kıyısı boyunca Kenanlılar oturuyorlar» diye haber getirdiler (Sayılar 13:17,29).
Kenan adının anlamı bilinmiyor.
Oysa Kutsal Kitab’ın dışındaki eski yazıtlardan edinen bilgiye göre eski çağda Kenanlı sözcüğü bir çeşit deniz hayvanından ürettikleri mor boya için kullanılırdı.
Oysa bu, Kenanlı adının baştan bu anlama geldiği demek değildir. Kenanlılar’ın özel üretimi olduğundan boyaya Kenanlı denilmiş olsa gerek.

Kenanlılar’ın başka bir özelliğine dayanarak Kenanlı adının Kutsal Kitap’ta tüccar anlamında kullanıldığı görülür:
«Uluyun, ey sizler, Makeş’te oturanlar; çünkü bütün tüccar takımı (ya da dipnota göre Kenan halkı) yok oldu» (Tsefanya 1:11).

KİLDANİ ÜLKESİ:
Babil’in güneyinde bir ülke. İbrahim’in memleketine «Kildaniler’in Ur kenti» denmiştir (Tekvin 11:28).
İbrahim’in zamanında Kildanler ülkesi diye bir şey yoktu. Oysa daha sonraki kuşaklar için bilinen bir yer olduğundan ve Ur kenti geçmişe karıştığından Ur kentinin nerede olduğunu belirtmek için kullanıldı.

Kildaniler bugünkü Irak’a yerleşen göçebe bir halktı. Eyub’un develerini kaçıranlar Kildaniler’di (Eyub 1:17).
Bu halk Babil’de egemen olan Aşuriler’e düşmandı. Merodak-baladan Babil krallığını bir ara ele geçiren bir Kildani idi. Hizkiya’nın yardımını aradığı görülür (Yeşaya 39).
Yeşaya Kildaniler’in yenilgiye uğrayacaklarını bildirir (Yeşaya 43:14). Babil ve Kildaniler ülkesi bir sayıldı çünkü Kildani bir kral Babil üzerine egemendi (Yeşaya 13:19; 47:1,5; 48:14,20). Hezekiel aynısını yapar (Hezekiel 23:23), Daniel de (Daniel 3:8). Medler soyundan olan Darius «Kildaniler ülkesi üzerine kral edilmişti» (Daniel 9:1).

KİR:
Kent demektir.
Aşur kralı Tiglat-pileser «Şam’a karşı çıktı, onu aldı ve halkını Kir’e sürdü» (2. Krallar 16:9). RAB bunu Amos peygamber aracılığıyla bildirdi (Amos 1:5).
Şam halkı tarihlerinin belirli bir çağında Kir’de oturmuşlardı: «İsrail’i Mısır ülkesinden ve Filistiler’i Kaftor’dan, Suriyeliler’i de Kir’den çıkarmadım mı?» (Amos 9:7).
Yeşaya Elam ile Kir arasında bir ilişki olduğunu şöyle belirtir: «Elam.. ok kılıfını sırtına vurdu ve Kir kalkanın örtüsünü çıkardı» (Yeşaya 22:6).
Elam İran’ın Kuzistan bölgesindeydi.
Kir’in nerede olduğundan bilgimiz yoktur. Ama herhalde Elam’ın yakınlarındaydı.

KİR-HARASET:
Anlamı ya çömlek kenti ya da yeni kent olarak yorumlanır. Ayrıca Moab’ın Kir kenti diye tanınıyordu.
«Moab’ın Kir kenti bir gecede virane oldu» (Yeşaya 15:1).
Kir-hareset biçiminde de yazılır: «Moab figan edecek.. Kir-hareset’in üzüm pideleri için derin hüzünle yas tutacaksınız» (Yeşaya 16:7).
Kir-heres biçiminde de: «Moab için feryat edeceğim; Kir-heres adamları için yas tutacaklar» (Yeremya 48:31).
Konumu Lut Denizi’nin doğusunda 18 kilometre uzaklığında bulunan Kerak’ta olduğu sanılır.

KUŞ:
1.Mısır’ın güneyindeki ülke. Bugünkü Sudan ülkesinin kuzey kesimi. Yeşaya Rab’ten şu ilginç ve çağdaş bildiriyi getirir:
«O gün vaki olacak ki, Aşur’dan ve Mısır’dan, Patros’tan ve Kuş’tan, Elam’dan ve Şinar’dan, Hamat’tan ve denizin adalarından artakalacak olan halkının bakiyesini kurtarmak için Rab yine ikinci kere elini uzatacak» (Yeşaya 11:11).
Başka ayetlerde Habeş ili diye çevrilir (Bakınız HABEŞ İLİ’ne).

2.Aden bahçesinden bölünen ırmağın bir kolu olan Gihon ırmağı «Kuş ilini» kuşatıyordu (Tekvin 2:13). Konumuyla bilgimiz yoktur.