#31193
Armagan
Anahtar yönetici

1- KUR’AN İLE KUTSAL KİTAP ARASINDA KARŞILAŞTIRMALI BİR ÇALIŞMA

Hıristiyanlar (ya da bunlara Mesih İnanlıları da diyebiliriz) kendi Kutsal Yazılarının doğru ve geçerli olup olmadıklarını bizzat anlayabilmek için, bunları çok yakın ve titiz bir incelemeye tabi tutarlar. Tevrat, Zebur ve İncil’den oluşan Kutsal Kitap’ın Tanrı Sözü olduğuna gözü kapalı inanmaya yanaşmazlar. Tersine, bu kitapların yazılış biçimleri ve içeriklerini kılı kırk yararcasına araştırırlar ve bunların gerçekten de Tanrı Sözü olduğundan tecrübe yoluyla emin olmak isterler. Bir Hıristiyan doğal olarak böyle bir sonuca dürüst bir şekilde ulaşmak için yalnızca Hıristiyan inançlarını destekler gözüken gerçekleri değil, aynı zamanda bu inançları ciddi bir şekilde eleştirir gözüken karşı düşünceleri de göz önünde bulundurmaya hazır olmalıdır. Var olan delilleri samimi bir şekilde değerlendirdikten sonra Kutsal Kitap’ın gerçekten de Tanrı’nın değişmez ve sonsuz Sözleri olduğuna ikna olmuş ise, o zaman haklı olarak, varmış olduğu sonucun adil ve doğru bir sonuç olduğuna gönül rahatlığıyla inanabilecektir. Böylesine zengin ve taşkın bir iman güvencesi, peşinen Tanrı Sözü olduğuna inandığı bir kitaba karşı olan delillere tarafsızca yaklaşmaya gönüllü olmayan bir yüreğe asla gelemez!
Ama bunun karşısında tecrübelerimizden biliyoruz ki, Müslümanlar, sürekli olarak Kur’an‑ı Kerim’in ortaya çıkış ve derleniş konularında kesinlikle sağlam ve güvenilir olduğunu, bu konunun inceleme altına alınmasının günah olacağına inanmaktadırlar. Oysa bir Mesih inanlısı için kendi Kutsal Kitap’ı, sağlamlığı ve güvenilirliği konularındaki tüm saldırılara dayanmadığı sürece, geçerli nitelikte Tanrı Kelamı olarak hürmet görmeyebilir. Ama bu kişi, Kutsal Kitap’ın, kendisine yöneltilen her çeşit saldırı ve lekelemeleri bertaraf eden çelik bir kalkan gibi sağlam olduğunu bir kez ortaya çıkarınca, o zaman bu kitabın Tanrı’nın gerçek Sözleri olduğuna temiz bir vicdan ile güvenecek ve bu koşullarda kendi Kutsal Yazılarının Tanrı’dan gelmiş olduğuna inanmada çok daha geçerli nedenleri olacaktır.
Hıristiyan, Müslümanın Kur’an’ın yetkisini aynı şekilde değerlendirme ve sınama altına almasındaki isteksizliğine üzülürken, bir de Müslüman yazar ve konuşmacıların işlerine geldiğinde hiç tereddüt etmeden Kutsal Kitap’ı suçlayıp yerin dibine soktuklarını görerek bir o kadar daha üzülmekte ve gerçekçilikten uzak olan böyle bir tutumdan bütünüyle rahatsız olmaktadır. Böylelerin, Kutsal Kitap’ın Tanrı Sözü olma konusuna hiç çekinmeden ve şiddetle saldırılarda bulunduklarını, ama aynı yöntemi Kur’an üzerinde uygulamalarını istendiğinde nasıl geri çekildiklerini dünya tarihi sayısız örneklerle göstermektedir. Yüce Tanrı dinde böylesine ikiyüzlü bir tutumu kesinlikle onaylamayacaktır!
Günümüzde İslam dünyası Kutsal Kitap’ın Tanrı Sözü olma iddiasını çürütebilmek için amansız bir çaba göstererek Kutsal Kitap’a sayısız saldırılarda bulunmaktadır. Ama bunun karşısında Kur’an’ın ortaya çıkış, derleniş ve yayılışı konularında tarihsel bir inceleme yapılmasına hernedense bir türlü yanaşmamaktadır. Böylesine dengesiz bir yaklaşım, insanı sonuçta peşinhükümlü bir sonuca götürecektir. Müslümanlar genellikle bu yöntemin bir sonucu olarak, Kutsal Kitap’ın değiştirilerek bozulmuş olduğuna; Kur’an’ın ise her yönüyle mükemmel olup Tanrı Sözü denmeye yaraşan tek kitap olduğuna inanmaktadırlar. Bu yönde başvurulan yöntemler, açıkça söylemek gerekirse, şüphe götürücüdür. Çünkü Kutsal Kitap’ın değil, ama Kur’an’ın Tanrı Sözü olduğu sonucuna eldeki delillerin adil ve doğru bir şekilde incelenerek değil de, peşin hükümle varılmış olduğu gayet belirgindir.
Bu küçük kitapçığı yazmamdaki amacım, eldeki tüm verileri sadece Kutsal Kitap’ın saygınlık ve sağlamlığı açısından değil, ama aynı zamanda Kur’an’ın da saygınlık ve sağlamlığı açısından incelemektir.
Bu kitabın ortaya çıkış nedeni ve amacı tamamen savunmaya yöneliktir. Bu kitap yoluyla, sözü geçen Müslüman yazar ve okutmanların tek taraflı taktikleriyle Kutsal Kitap hakkında ortaya çıkardıkları yanlış sonuçları ortadan kaldırmayı amaçlıyoruz. Müslüman okuyucularımızın Kutsal Kitap’ın ortaya çıkışı konusu üzerinde durdukları kadar Kur’an’ın ortaya çıkış ve derlenişi konuları üzerinde de aynı heves ve ciddiyetle durmaları; ama bunu konu üzerindeki kendi inançlarını doğrulamak için değil de, hangi kitabın Tanrı’nın gerçek Sözleri olduğunu keşfetmek için yapmaları en büyük dileğimizdir.
Kur’an ile Kutsal Kitap açık görüş ve tarafsızlıkla inceleme altına alındığında, Tanrı samimi bir yürekle araştıran yüreğe hangi kitabın Kendi Sözü ve hakikati olduğu bilgisini kesin kanıtlarla gösterecektir. Kur’an’ın Tanrı’nın değişmez Sözü olduğu iddiasını şüphe içerisinde bırakan sadece Hadislerdeki değil, ama aynı zamanda Kur’an’daki ciddi delilleri göz önünde tutarak samimi bir inceleme yapan herhangi bir Müslümana, Kur’an’ın Tanrı’nın sözleri olduğu güvencesi gelmeyecektir.
Yıllardan bu yana Kutsal Kitap’ın güvenilirliği üzerinde sayısız saldırılara hedef olduksa da, aynı tavırı takınarak Kur’an’a karşı bir misillemede bulunmak istemiyoruz. Bizim isteğimiz sadece hem Kur’an’ın, hem de Kutsal Kitap’ın metinsel tarihini doğru, adil ve tarafsız bir şekilde incelemektir. İncelememiz sırasında kitapların birine uygulanan ölçü, hiç değiştirilmeden ötekine de uygulanacaktır. Diriliş gününde yanlış yolda yürümüş olduğumuzu keşfederek pişman olmayalım diye, yüce Tanrı’nın hem Müslümanlara hem de Hıristiyanlara şimdiden açıklık ve aydınlık vermesi dileğiyle bu çalışmamızı Rabbin ellerine emanet ediyoruz.