#31195
Armagan
Anahtar yönetici

5- KUR’AN’IN KUTSAL KİTAP’A VERDİĞİ DESTEK

İslam dünyası Hıristiyanları sürekli olarak Kutsal Kitap’ı değiştirmekle suçlarken Kur’an’ın Kutsal Kitap’ın Tanrı’nın değişmez Sözü olduğunu kabul etmesi, tarihin en büyük çelişkilerinden biridir. Bilindiği gibi Kutsal Kitap’ta iki kesim vardır: Eski Antlaşma ve Yeni Antlaşma. Bu ikisi Kur’an’da Tevrat (Şeriat) ve İncil (Müjde) olarak söz edilir. Kur’an bu ikisini birbirinden doğru olarak ayırır ve Tevrat’ı Musevilerin, İncil’i de Hıristiyanların Kutsal Yazıları olarak kabul eder. Kur’an’da Yahudilerden söz edilirken Muhammed’e şöyle denir:
“Allah’ın hükmünün bulunduğu Tevrat yanlarında iken, ne yüzle seni hakim tayin ediyorlar?” (Sure 5:43).
Burada Tevrat’ın Muhammed’in zamanında Yahudilerin elinde bulunduğu ve bunun Tanrı’nın geçerli vahyi olduğu açık bir şekilde belirtilmektedir. Bu Kur’an ayetinde Tevrat’ın bozulduğuna dair en küçük bir söz bile bulunmuyor. Kur’an bazı yerlerde Yahudileri gerçeği gizlemekle (3:71), Tevrat’ın manasını dilleriyle yanlış yorumlamakla (3:78) ve kendi düzenledikleri metinlerin Kutsal Yazı olduklarını duyurmakla (2;79) suçlar. Ama hiç bir yerde onları Tevrat’ı değiştirmekle suçlamaz.
Yahudiler tüm tarihleri boyunca, bugün elimizde “Eski Antlaşma” adıyla bilinen tek bir Tevrat tanımışlardır. İsa Mesih de Yahudileri Kutsal yazılar yerine kendi din adamlarının öğretişlerini tercih ettikleri için eleştirmiş (Matta 15:6), ama Eski Antlaşma’nın gerçekten de Tevrat olduğunu ve bunun hiç bir şekilde bozulmadığını (Yuhanna 10:35) önemle vurgulamıştır.
Buna göre, Kur’an’ın “Tevrat” diye sözünü ettiği kitabın Kutsal Kitap’taki “Eski Antlaşma” olduğu kabul edilmelidir. Kur’an Tevrat’ın Musa Peygamber’e indirilen bir kitap olduğunu söyler, ama aslında Eski Antlaşma’nın tamamı Tevrat değildir. Bunun ilk beş kitabı Tevrat’tır, sonraki kitaplar arasında Zebur ve diğer peygamberlik kitapları vardır. Gerçekten de Kur’an Yahudilerce ‘Tevrat’ diye kabul edilen Eski Antlaşma’dan başka diğer bir Tevrat bulunduğunu hiç bir yerde söylemez. İslam dünyasınca yetkisi bile soruşturulmayan tek kaynak olan Kur’an’dan, Eski Antlaşma’nın Tanrı’nın gerçek ve değişmez Sözü olduğu açıkça görülmektedir.
Aynı ilke Yeni Antlaşma, yani İncil için de geçerlidir. Kur’an Hıristiyanların elindeki Kutsal Yazılar’ın İncil olduğunu kabul eder. İncil, ‘Müjde’ ya da ‘İyi Haber’ anlamındadır. Kur’an burada da İncil’e Hıristiyanların verdiği aynı adı verir. Hıristiyanlık dünyası İncil’in tamamını bilir ve öğretişlerini ‘İncil’ diye özetler. (Bkz. Markos 1:1; Romalılar 1:1). Kur’an İncil’in Muhammed’in zamanındaki Hıristiyanların elinde bulunduğunu da kabul etmektedir:
“İncil sahipleri Allah’ın onda bildirdikleriyle hükmetsinler.” (Sure 5:47).
Hıristiyanların elinde geçerli ve sağlam bir İncil var olmuş olmasaydı, “İncil ile hükmetsinler” şeklinde bir tavsiye kesinlikle anlamsız ve değersiz olacaktı. Ne var ki Hıristiyan dünyası, tarih boyunca (Muhammet’ten yüzlerce yıl bile öncesinden) İncil adında sadece tek bir kitap tanımıştır ve sözkonusu bu kitap bugün ‘Yeni Antlaşma’ adıyla bilinen kitaptır. Tanrı tarafından açıklanan İncil’in Hıristiyanların elinde bulunduğunu ve bunun Hıristiyanlarca İncil olarak kabul edilen kitap olduğunu söylemekle Kur’an, Yeni Antla¦ma’nın Tanrı Sözü olduğu gerçeğine sözlü bir şekilde şehadet bile etmektedir. Kur’an, İncil’in Hıristiyanlarca ‘Evangel’ diye kabul edilen kitap olduğunu ve bunun Hıristiyanların elinde bulunduğunu söylemekle bizi şu tek gerçeğe götürmektedir: Bugün elimizdeki Yeni Antlaşma, İncil’in ta kendisidir. Hıristiyanlık dünyası başka bir İncil tanımamış, görmemiştir!
Bazı Müslümanlar da ilk indirilen kitabın ‘Eski Antlaşma’ olduğunu ve Hıristiyanların bunu ‘Yeni Antlaşma’ya dönüştürdüklerine inanmaktalar. Böyle bir şeye inanan bir insan herhalde hayal aleminde yaşıyor olmalı. Ve tüm bu gerçeklerden haberi olup da bu hayal aleminde yaşayan cahil Müslümanları aydınlatmayan bir Müslüman da gerçeği doğrulukla yansıtmıyor ya da açıklamıyor demektir. Her ne olursa olsun, Tanrı insanların cahillik içerisinde ve hayal alemlerinde yaşamalarını kabul etmez ve istemez. Üzülerek söylememiz gerekiyor ki, Yeni Antlaşma’nın, Eski Antlaşma’nın değiştirilmiş bir şekli olduğunu ileriye süren bir insan, Kutsal Kitap’taki bir bozukluk ve eksikliği değil de, asıl kendisinin Kutsal Kitap üzerinde ne kadar bilgisiz ve cahil olduğunu göstermektedir.
Kutsal Kitap’ta hem Eski Antlaşma hem de Yeni Antlaşma bulunmaktadır. Kur’an bunların birine “Tevrat”, diğerine “İncil” demekle bu gerçeği doğru olarak kabul eder ve bunların geçerli Tanrı Kelamı olduğuna şehadet eder. Eski ve Yeni Antlaşmanın geçerliliğini bir kez daha onaylayan başka bir Kur’an ayeti de şöyledir:
“‘Ey Kitab ehli! Tevrat’ı, İncil’i ve Rabbinizden size indirileni uygulamadıkça bir temeliniz olmaz’ de.” (Sure 5:68)
Eğer Tevrat ve İncil İslam peygamberinin yaşadığı dönemde, bugün birçok Müslümanın iddia ettiği gibi gerçekten bozuk ve değiştirilmiş olsaydı, Kur’an kolay kolay Yahudi ve Hıristiyanlara bu bozulan kitapları okuyup emirlerini tutmalarını söylemezdi. Kutsal Kitap’ın değiştirildiği çok modern bir masaldır ve Kur’an’daki birçok delille doğrudan çelişki içerisindedir. Bizce İslam dünyası Kutsal Kitap’ın değiştirilip bozulduğu hikayesini, daha önce de belirttiğimiz gibi, bir ihtiyaç karşısında ortaya çıkarmıştır. Müslümanlar Kutsal Kitap’ın içeriği ve öğretişlerinin İslam öğretişleriyle aynı doğrultuda olmayıp bütünüyle bir Hıristiyan kitabı olduğunu farketmişler, sonuçta bunu kabul etmemek için Tanrı’nın ebedi Sözlerine bu haksız lekeyi sürmeye kendilerini zorunlu hissetmişlerdir. Ama ne var ki bu büyük hatayı Kur’an bile tasvip etmemektedir.
Kur’an, İncil’in gerçekten de vahyedilen Tanrı Sözü olduğunu tasdik ederken, sade bir şekilde Hıristiyanların İsa’ya olan inançlarını biraz abarttıklarını söyler. Ne var ki Muhammed’in ölümünden sonra İslam dünyası Hıristiyan dininin bütünüyle, İsa Mesih’in beden almış Tanrı olduğunu öğreten İncil’in öğretişleri üzerine kurulu olduğunu ortaya çıkarmıştır. Gerçekten, İslam dünyası boşu boşuna Kutsal Kitap’ın bozulduğu iddiasında direteceğine Kur’an’ın bu yöndeki şehadetine kulak verip de Kutsal Kitap’ın Tanrı’nın değişmez Tevrat ve İncil’i olduğunu kabul etse çok daha iyi edecektir.
Bu kitapçıkta incelediğimiz çeşitli nüshalar ve farklılık gösteren ayetler Muhammed’in yaşadığı zamandan birkaç yüzyıl öncesinde bile Kutsal Kitap’ta vardı. Ama o zamandan günümüze kadar orjinal metinlerimizde herhangi bir değişiklik sözkonusu olmamıştır ve çağdaş tercümeler Muhammed’den çok önceleri var olan bu durumları açıklığa kavuşturma çalışmalarından başka birer şey değildir. Buna göre 20. yüzyılda elimizde bulunan Kutsal Kitap, gerçekten Kur’an’ın da onayladığı gibi Tanrı’nın değişmez ve ebedi Sözü’dür.
Sonuç olarak Kur’an ve Kutsal Kitap arasındaki çelişkiler, Kutsal Kitap’ın değil, ama Kur’an’ın yetkisini şüphede bırakacak ciddi manâlar ifade etmektedir. Çünkü en son olarak “Ben Tanrı Sözüyüm” iddiasında bulunan Kur’an’dır ve önceki kitaplarla çelişkileri varsa Tanrı Sözü olarak kabul edilemez! Tanrı’nın Kutsal Kitap’ta açıkladıkları, Kur’an’ın da onayladığı gibi kesinlikle değişmemiştir. Buna göre geçerli tek Tanrı inancı Tanrı’nın Kutsal Kitap’taki vahiylelerinde açıklanan inançtır‑ yani Mesih İnancı’dır!

*******