#29427
Anonim
Pasif

Mehmet Ali BİRAND

mabirand@e-kolay.net

69b.jpg

Meğer Dink’in cinayetine göz yumulmuş…

Hrant Dink cinayetiyle ilgili öylesine açıklamalar yapılmaya başlandı, öylesine ifadelerle karşılaşıyoruz ki, hayret etmemek elde değil. Dink’ in öldürüleceği çok öncesinden biliniyormuş. Güvenlik kadroları da durumun farkındaymışlar, ancak gerekli önlem alınmamış. Göz göre göre, Dink ölüme mahkum edilmiş. Peki şimdi ne olacak? Sadece dövünmekle mi yetineceğiz, yoksa sorumluların tümü cezasını çekecek mi?

Hrant Dink’in başına gelenler inanılacak gibi değil.

İlk dönemde fazla ihtimal vermemiştim.

Bu kadar ayrıntıya sahip olmadığımızdan dolayı, daha çok bir ciddiyetsizlik, koordinasyonsuzluk veya aldırmazlığımıza bağlamıştım. Çeşitli servislerin elde ettikleri bilgileri birbirleriyle paylaşma konusundaki isteksizliklerini, sorumlu durumdaki kişilerin önlem almamalarını, tamamen idari gevşekliğe bağlıyorduk.

Aman efendim, meğer işin içinde neler neler varmış.

Size burada ayrıntılı şekilde, kimin ne yaptığını yazacak ve anlatacak değilim. Merak ediyorsanız, günlük haberleri şöyle bir karıştırın göreceksiniz.

Eminim sizlerde hayretler içinde kalacaksınız.

Yazacaklarıma şaşırmayın…

Bugüne kadarki açıklamalar, alınan ifadeler ve davada ortaya çıkan gerçekleri bir araya getirdiğinizde, özetle şöyle bir gerçekle karşılaşıyorsunuz:

Hrant Dink’in öldürülmesi için hazırlıklar yapıldığını, Türkiye Emniyet teşkilatı çok öncelerden haber almış…

Sadece bununla da kalınmamış, ilgili yerlere bu bilgiler servis edilmiş…

Ancak, sorumlu durumdaki kişiler, yetkililer, Askeri ve Polis Müdürleri ya görmezden gelmişler veya görmek istememişler.

Ben buna ne derim biliyor musunuz ?

Bu yaklaşımın adı, Hrant Dink’i ölüme mahkum etmektir.

Şimdi göreceksiniz, aynı kişiler raporların somut olmadığından, hemen hergün bu tip ihbarlar aldığından, her ihbarın peşinden koşamayacaklarından söz edeceklerdir.

Hayır, Hrant Dink herhangi biri değildi. Farklı görüşleriyle ön planda ve heran böyle bir suikast girişimiyle karşı karşıya kalabileceği bilinen bir kişiydi. Hatta, bir vali yardımcısı tarafından uyarılmıştı. Şimdi kalkıp bu özürlerin arkasına saklanılamaz.

Peki ne olacak ?

Bu olayda, devletin büyük sorumluluğu vardır.

Devlet, şimdi kalkıp sahte üzüntü gösterilerine girmekle, sorumluları ayıplamakla yetinemez. İnsan kaybının bedeli yoktur, ancak T.C Devleti mutlaka bu ayıbını ödemelidir. Bu, kamu oyunun önüne çıkıp açıkça “özür dilemekten“, yüklü bir tazminata kadar bir dizi yaptırımı kapsayabilir.

Şimdi davanın sonucu bekleyelim.

Yargıdan gerçekleri ortaya çıkarmasını bekliyoruz.

Türkiye, Hrant ’ın kanını yerde bırakmamalıdır.

Yazının yazı başlığı ile ilgili bölümü alıntılanmıştır

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/9168936.asp?yazarid=69&gid=61&sz=26939