#28542
Anonim
Pasif

Rakel Dink’ten Erdoğan’a mektup

“Sayın Başbakan, adaletin bu kadar yavaş işlemesi hayret verici”

Suikasta kurban giden Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in ardından yaptığı veda konuşmasıyla milyonları duygulandıran eşi Rakel Dink, 18 Nisan 2007’de Başbakan Tayyip Erdoğan’a bir mektup yazarak “adaletin yavaş ve güya ilerlemesinden” duyduğu rahatsızlığı dile getirdi.

Mektubunda “Bundan önceki üstü örtülmüş cinayetlere benzemesin ki Türkiye’ye biraz umut besleyebilelim” diyen Dink, Erdoğan’dan cinayetin daha detaylı soruşturulması için Başbakanlık Teftiş Kurulu’nu görevlendirmesini istedi. Rakel Dink, “Sayın Başbakanım, sevgili eşimin öldürülmesinin bıraktığı derin acı sözle anlatılamaz ki anlatayım. Ancak Baba Allah’tan dileğim o ki siz ve arkadaşlarınız o anlayışa erişesiniz. Kutsal Ruh gece gündüz sizlere konuşsun ve yapmanız gerekenlerde, almanız gereken kararlarda size doğru yolu göstersin ve cesaretle doldursun ta ki gösterdiği çizgide kararlılık gösterebilesiniz” dedi. Dink ailesi yaklaşık bir ay önce gönderdikleri mektuba herhangi bir cevap alamadıklarını söyledi.

İşte o mektup…

Sayın Başbakan Recep Tayyip ERDOĞAN,

Eşim Hrant Dink’i katledilmesinin üzerinden üç ay geçmesine rağmen adaletin böylesine yavaş ve uyutmaya çalışırcasına, güya ilerlemekte görünmesi hayret verici. Cinayetten hemen sonra özellikle sizin gösterdiğiniz ilgi ve insani alakadan ve verdiğiniz demeçlerdeki kararlılıktan sonra bir an sandık ki bu devletin gidişatı değişti, devlet artık adaleti yerine oturtmaya kararlı… Öyle ya temel taşlardan biridir adalet. Adalet mülkün temeliyse, her yönüyle işlemeli; fark gözetmeden, insan ayırt etmeden…

Ayrıca sevgili eşim ne savaşta öldü ne çatışmada ne de çekişmede. Onu seçerek, bilerek, kasten ve arkadan vurarak öldürdüler. Devletin bakanı onu sağken hain ilan etmişti, öldürüldükten sonra da devletin askeri ve komutanı ona hala hain diyebiliyorlar (Giresun Jandarma Bölge Komutanı’nın 9 Nisan’da şehit cenazesinde yaptığı konuşma) ve katili yakalamakla görevli devletin polis ve jandarması cinayetin tetikçisiyle poster havasında hatıra fotoğrafı çekmek için birbiriyle yarışıyor, Türkiye bayrağı önünde poz veriyorlar. Bunun gibi söylemleri, davranışları engelleyebilecek cesaretiniz var mı? Bu söylemler değişmedikçe bebekleri katil olmaktan kurtaramayız. Bunlar şerefli ve onurlu bir devlete yakışmadığı gibi, o devletin başbakanı olarak devletin şerefini ve onurunu yükseltmek size ve arkadaşlarınıza düşmektedir. Bize vatandaşlar olarak hangi kapıyı çalmamızı önerirseniz lütfen bildirin. Kınama yayınlayan devletlere de hain diyorlar, yoksa Türkiye devleti; böylesi bir cinayeti kınamıyor da tasvip mi ediyor? Ben ve çocuklarım bilmek istiyoruz.

Bunları, soruşturmanın derinliğine göre biz de, Türkiye de görecektir. Bundan önceki üstü örtülmüş cinayetlere benzemesin ki Türkiye’ye biraz umut besleyebilelim. Son üç ayda yaşananlara bakıldığında sadece Emniyet Müdürlüğü’nün değil, aynı zamanda Jandarma’nın, MİT’in ve bir siyasi partiyle ona bağlı gençlik örgütünün de soruşturmaya dahil edilmesi gerekir. Bunun için daha yetkili bir organ olan Başbakanlığınıza bağlı Teftiş Kurulu’nu görevlendirmenizi beklemekteyiz.

1. Eşim son iki yazısında neden ve kimler tarafından hedef seçildiğini anlatmıştı. Vali Yardımcısı Ergun Güngör’ün odasında iki kişi tarafından “uyarıldığını, tehdit edildiğini” yazmıştı. Bu yıpratıcı süreci eşimle birlikte ailece yaşadık. “Uyaran” kişilerin MİT mensubu oldukları (veya birinin MİT, birinin Emniyet) basında ve bize gelen bilgilerde var. Bu “uyarı”nın 19 Ocak 2007 günü “uyaran” kişilerin söylediği biçimde gerçekleşmiş olmasına rağmen, bu kişiler hakkında herhangi bir soruşturma açılmamıştır. Vali yardımcısı ve bu kişilerden şikayetçiyim.

2. Azmettiricilerden Erhan Tuncel’in polisten maaş alan bir yardımcı istihbarat elemanı olduğu, ayrıca MİT ve jandarmayla da bu tür bir ilişkisinin olduğu iddiaları ortaya çıktı. Devlete çalışan bir kişinin aynı zamanda cinayet planları yapması, ve bu planlardan devletin kurumlarının haberdar olması ama buna rağmen devletin hiçbir şey yapmaması sizce normal midir?

Bu kişiyi jandarma, MİT ve emniyetten kimlerin eğittiğinin, kimlere bağlı olarak çalıştığının, eşimin öldürülmesini planlamak için kimlerden görev aldığının araştırılmasını ve bu kişilerin soruşturulmasını talep ediyorum.

3. BBP ve Alperen Ocakları’nın olaya karışan hemen hemen herkesle bir ilişkisinin olması size de tuhaf gelmiyor mu? Bu ilişkilerin soruşturularak sorumluların cezalandırılmasını talep ediyorum.

4. İstanbul’daki soruşturmadan anlaşıldığı kadarıyla Erhan Tuncel’in cinayet planının ayrıntılarıyla ilgili verdiği bilgilerin ve cinayeti işleyenlerin telefonlarının dinlenme kayıtlarının Ankara’nın bilgisi dahilinde olmasına rağmen, cinayeti önlemek ve eşimi korumak için Ankara’da da İstanbul ve Trabzon’da olduğu gibi hiçbir önlem alınmamış. Bu nedenle de Ankara’da da bir soruşturma açılmasını ve Ankara’daki sorumluların bulunmasını talep ediyorum.

Sonuç olarak, yapılan soruşturmaların yetersiz kaldığını gördüğümüzden, yukarıdaki bilgilerle talebimi yineleyerek; eşimin cinayeti, öncesi, planlanması ve sonrasını kapsamlı ve etkili bir şekilde soruşturması amacıyla Başbakanlık Teftiş Kurulu’nu görevlendirmenizi rica ediyorum.

Sayın Başbakanım, sevgili eşimin öldürülmesinin bıraktığı derin acı sözle anlatılamaz ki anlatayım. Ancak Baba Allah’tan dileğim o ki, siz ve arkadaşlarınız o anlayışa erişesiniz. Kutsal Ruh gece gündüz sizlere konuşsun ve yapmanız gerekenlerde, almanız gereken kararlarda size doğru yolu göstersin ve cesaretle doldursun ta ki gösterdiği çizgide kararlılık gösterebilesiniz.

Sayın Başbakanım, Hikmetli Süleyman’ın sözlerinden nerede diye sizin şahsınızda Türkiye’nin yöneticilerine ve yönetmeye hevesli olanlara sesleniyorum. “Nerede genç aslanlar gibi yürekli kişiler? Nerede düzeni sağlayacak akıllı ve bilgili kişiler? Nerede kötüye karşı çıkan, adaletten anlayan kişiler? Nerede iyiliği miras alacak özü sözü bir olanlar? Nerede alnı ak yaşayanlar, güvenilir kişiler? Hatır gözetmeyenler nerede? Nerede adaleti sağlayacak kişiler?” Hani nerede üstün olmak isteyenler, yaptıkları ve yapacakları ile ispatlasınlar üstünlüklerini.

Türkiye’yi yönetenler, Türkiye’nin geleceği olan çocuklarımıza Süleyman’ın özdeyişlerinden hangi üstünlüğü miras bırakacaklar? Soruyorum hangi üstünlüğü?

Tanrı’nın sözü İsa, der ki; “Ne mutlu barışı sağlayanlara, çünkü onlara Allah’ın oğulları denecek. Ne mutlu doğruluk uğruna zulüm görenlere çünkü Göklerin Egemenliği onlarındır.” (Matta 5)

Sayın Başbakanım işe yarayan ve yaramayan, gösterdiğiniz bütün ilgi ve emekler için şimdiden teşekkür ederim.

Saygılarımla,

Rakel Dink

HÜRRİYET / Aslı SÖZBİLİR