#29223
Anonim
Pasif

İsa zulmün getirdiği acılar konusunda farklı tepkiler göstermemizi öğretmiştir. Bu durumda zulüm başladığında kaçmamızı (Mat. 10:23 ), başka bir durumda ise etkin bir şekilde zulme boyun eğmemizi söylemiştir (Mat. 5:39 ). Oysa İsa’nın hastalıklara ilişkin öğretişinde böyle bir farklılık söz konusu değildir. İsa hastalığı her zaman ‘kötü’ bir şey olarak görmüş ve iyileştirme yoluna gitmiştir. Kutsal Yazı’da İsa, hastalığı hiçbir zaman insanları kutsallaştırma yolu olarak onaylamamıştır. İsa insanları kutsal kılmak için onlara hastalık vermediği gibi, aynı amaçla iyileştirmektedir (Yu.9 ). İsa hastalığa dost değil, düşman olarak görmektedir. Dolayısıyla, mümkün olan her durumda hastalığın iyileştirilmesine çalışılmalıdır. İncil uzmanlarından biri şöyle der:

Hastalık ölüm değil yaşam isteyen yaratıcı Tanrı’nın kurtuluşa ilişkin isteğiyle çelişmektedir. Bu yüzden İsa, yaşamı boyunca insanın yalnız ruhunu kurtarmakla kalmamış, onu tümüyle sağlığa kavuşturmayı amaç edinmiştir. İsa hiçbir zaman hastalıklara boyun eğilmesini istememiş, tam tersine direnmeyi seçmiştir. İncil’in hiçbir yerinde hastalığa tahammül edilmesine ya da hastalığın kabullenilmesine ilişkin bir öğüt yoktur.

İsa’nın hastalığa karşın gösterdiği tek tepki onu iyileştirmekti. ‘Hırsız ancak çalıp öldürmek ve yok etmek için gelir. Bense insanlar yaşama, bol yaşam sahip olsunlar diye geldim’ ( Yu. 10:10 ). Hastalık bir bereket değildir. Bereket, hastalığı alt etmeye gelmiş olan Kişidir.

İncil’in hastalığa karşı düşmanlığına bir istisna olarak 2. Korintliler 12:7 ayeti örnek gösterilmektedir. Pavlus burada “bedenindeki dikenden” söz etmektedir. Bu diken Pavlus’a kibirlenmemesi için verilmişti. Bazı imanlılar bu dikenin bedensel bir hastalık ya dasıkıntı olduğunu düşünmektedir. ‘Hastalık yoluyla kutsallaşma’ düşüncesini savunanlar her ne kadar bu metne sarılsalar da, burada kendi düşünceleri için sağlam bir dayanak yoktur.

Pavlus’un dikeninin bedensel bir hastalık olduğundan kuşkulanmamızın nedeni, Eski Antlaşma’da geçen bir deyiştir. Sayılar 33:55’te, Tanrı’nın halkının ‘böğürlerindeki dikenler’, İsrail’in komşularının verdiği sıkıntı ve zulümlerdir. Bu uluslardan Yeşu 23:13 ve Hezekiel 28:24 ayetlerinde yine ‘dikenler’ olarak söz edilmektedir. Eski Antlaşma’da ‘bedendeki diken’ kavramı hastalıklarla değil, zulümle ve kötü muamelerle bağlantılıdır.

Şimdi 2. Korintliler 12 ‘de sözü edilen Pavlus’un dikeninin hangi bağlamda geçtiğine dikkat edin. Önceki iki bölümde Pavlus, sahte peygamberler, siyasal ve dinsel yetkililer tarafından zulme uğradığından ve kötü muamele gördüğünden söz ediyor. Çektiği acıları anlattıktan sonra doğrudan doğruya ‘bedendeki dikene’ geliyor. Pavlus’un ‘bedendeki diken’ deyişi, gördüğü kişisel zulmü çağrıştırmakta, bu da 2. Ko. 12 ‘deki bağlama oturmaktadır. Pavlus’un bedenindeki dikenin ne olduğunu kesin bir dille açıklamak mümkün olmasa da bedensel hastalıktan çok kişisel düşmanlarının elinden çektiği zulüm anlamına gelmesi çok daha akla yatkındır.

Ancak Pavlus’un dikeninin bedensel hastalık olduğu kuramına inanılsa bile, bunun ‘hastalık yoluyla kutsallaşma’ düşüncesini desteklediğini söylemek çok zor olur. Kutsal Yazı’nın sadece tek bir metninde geçen belirsiz bir olguya dayanarak öğreti oluşturmak sağlıksız bir yaklaşım olacaktır.


‘Bundan kurtulmak için Rab’be üç kez yalvardım’ (2. Ko. 12:8). Diken ne olursa olsun, Pavlus onunla mücadele etti ve Tanrı’dan kendisini kurtarmasını istedi. Pavlus acıyla dolu bir ruhsal savaştan ve Rab’bin bu konudaki isteğini öğrendikten sonra dikeni kabullendi. Bence bu olay Joni Eareckson gibi bir kişinin tanıklığıyla uyuşmaktadır. Joni ilk başta, geçirdiği felcin iyileşmesini istemişti. tanrı’nın kendisini iyileştirebileceğine tümüyle inanmış ve bunu etkin bir şekilde aramıştı. Yani durumunu edilgen bir şekilde kabullenmemişti. Yalnızca uzun süren bir ruhsal savaştan sonra zayıflığını kucaklamış ve Tanrı’nın gücüne dayanarak yaşamaya devam etmişti.

İsa hiçbir zaman hastalığa boyun eğmemizi öğretmemiştir. Biz de böyle yapmalıyız. Aramızda bazı hastalar için dua etseydik, iyileştiklerini görebilecektik. Buna kendimden bir örnek verebilirim. Yıllarca kronik bir sırt ağrısı çekmiş ve bunun gururumu kaldırmak amacıyla Tanrı’dan geldiğini kabullenmiştim. Bu hatalı düşünceden kurtulduktan sonra benim için etkili bir şekilde dua edildi ve tümüyle iyileştim. Bazen bedenlerimiz iyileşmeden önce teolojimizin iyileşmesi gereklidir.