#31279
Anonim
Pasif

Matta, Markos, Luka ve Yuhanna tarihsel yönden her teste tabi tutulmuştur ve tutarlılıklarını günümüze dek korumuşlardır. Örneğin; Luka’nın yazmış olduğu Luka İncili’nin ve Elçilerin İşleri kitabının tarihsel açıdan güvenilirliğinin olmadığını kanıtlamaya çalışan ünlü tarihçi William Ramsey, Luka’nın yer isimleri, coğrafya, halk, olaylar, gelenekler… vb konularda birinci sınıf tarihçi olduğu sonucuna varmıştır. İ.S. 63 senesinde yazılmış olan 1. Timoteos kitabı, İ.S. 60 senesinde yazılan Luka İncili’nin Kutsal Yazı olduğunu söylemektedir. Luka İncili, yazıldıktan üç yıl sonra başka bir kitapta Kutsal Yazı olarak geçmiştir. Birçok Gnostik İncil’den en az 300 yıl kadar önce yazılmış olan Luka’nın tarihselliği ve diğer Hristiyanlar tarafından kabul edilmiş olması oldukça önemli bir konudur.

Uzmanlar Matta, Markos, Luka ve Yuhanna’nın İ.S. 70 senesinden önce yazılmış olduklarını kanıtlamışlardır. İ.S. 70 senesinde Yeruşalim’in (Kudüs) ve Tapınağın, Roma İmparatoru Titus tarafından tamamen yakılıp yıkılmış olduğunu biliyoruz. Matta, Markos, Luka ve Yuhanna tapınağın yıkılmış olduğundan bahsetmez. Yahudi yaşamının merkezi haline gelmiş olan Tapınak, İncil yazılmadan önce yıkılmış olsaydı, Tapınağın yıkıldığı mutlaka İncil’de yer alırdı.

Sadece doktrin açısından Yeni Antlaşma kanona ters düşmeyen Gnostik İnciller, aynı zamanda tarihsel olaylar ve coğrafi bölgeler konusunda da Yeni Antlaşma’ya ters düşmektedir.

Gnostiklere, İsa’nın öğretilerinin gizli tutulması gerektiğine inanmışlardır. Yeni Antlaşma’ya göre ise İsa, havarilerinin bütün dünyaya gidip İncil’deki kurtuluş müjdesini duyurmalarını istemiştir. Tomas İncili şöyle başlar: “Bunlar yaşayan İsa’nın söylediği gizli şeylerdir…” Bir diğer Gnostik belge olan Yuhanna’nın Apokrifonu adlı yazıda İsa’nın ilginç bir lanetini okumaktayız. Buna göre, İsa’nın gizli öğretilerini dışarıdan herhangi bir kişiyle paylaşan bir kişinin lanetli olacağı söylenmektedir: “Burada yazılı olanları bir hediyeyle veya yemekle veya içecekle veya giyecekle veya herhangi başka birşeyle değiştirecek olanlara lanet olsun.” Gnostikler İsa’nın öğretilerinin başkalarının eline geçmeyecek şekilde gizli yerlerde saklanması gerektiğine inanmışlardır.

Gnostikler arasında gnosis olarak bilinen gizli bilgi öğretisinin korunması çok normal bir harekettir. Nag Hammadi yazıları üzerinde uzmanlaşmış olan John Dart şöyle demektedir: “Gnostik yazarların Yuhanna Apokrifonu’nda İsa’nın ağzından çıkmış gibi açıkladıkları lanet, o zamanlarda bilinen birçok mistik grubun uyguladıkları gizemcilikten gelmektedir. Gnosis içeren Kutsal Yazı olduğuna inandıkları yazıların yanlış ellere düşmesini istemeyen gizemci Gnostikler, müritlerini bu tür lanetlerle uyarırlardı. Tarihçiler için önemli olan ise, yazıların güvenli bir yerlerde gizlenmiş olmasıydı. Gnostik el yazmalarının gizli ve güvenli yerlerde saklanmış olmalarının sebebi de, Gnostiklerin gizlilik öğretilerinden kaynaklanmaktadır.”[ii]
Matta, Markos, Luka ve Yuhanna’nın anlattığı İsa, Gnostiklerin anlattıkları gizemli İsa’dan çok daha farklı bir kişidir. Yüce Görev olarak adlandırdığımız son isteğinde İsa şöyle demektedir: “Bu nedenle gidin, bütün ulusları öğrencilerim olarak yetiştirin; onları Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’un adıyla vaftiz edin.” (Matta 28:19). İsa ölümden dirildikten sonra ve göğe alınmadan hemen önce çevresindekilere şöyle demiştir: “Ama Kutsal Ruh üzerinize inince güç alacaksınız. Yeruşalim’de, bütün Yahudiye ve Samiriye’de ve dünyanın dört bucağında benim tanıklarım olacaksınız.” (Elçilerin İşleri 1:8). Yeni Anlaşma’daki İsa, kurtuluş müjdesinin dünyanın dört bir köşesinde anlatılmasını istemiştir.