#29787
Anonim
Pasif

Daha 1-2 gün önce hayatımda ilk kez Amasya’ya gittim.

Bu güzel şehirden, Halil İbrahim gibi ben de çok etkilendim. Amasya’nın coğrafyası harikaydı. 4 bir yanınız dağlarla çevriliydi ve bu sebebten ötürü nereye baksanız yeşillik görebiliyordunuz. Ayrıca mimarisi de çok güzeldi. Belki tek katlı, müstakil evler yoktu; ama apartmanların çoğu eskiden yapılmıştı ve evlerin camlarının boyu oldukça yüksekti. O güzelim apartmanların gölgelendirdiği sokaklar beni çok farklı yerlere götürmüştü.

Türk insanını da çok seviyorum. Cana yakınlığı, yardım severliği bana oldukça güzel geliyor.

Amasya’nın güzelliği ve Türk insanının karakteristliği birleşince, Halil İbrahim çevresindeki bütün güzellikleri, ilginç bir mantıkla, İslam’a bağlamış olabilir.

Ayrıca, millet olarak da oldukça ezberciyiz. Araştırma yapma gibi bir alışkanlığımız hiç yoktur. Bize bir şey doğrudur diye öğretilir ve biz de onu doğru olarak kabul ederiz. Araştırayım, soruşturayım, ya bana bunlar doğrudur diye öğretiliyor; ama gerçekten de doğru mudur tarzındaki mantıkları hiç bir zaman güdmeyiz.

Müslümanlık hak dindir deniyor, bize okullarımızda bu öğretiliyor ve biz bunu doğru olarak kabul ediyoruz. Bu mantıkla yetişip büyüyoruz ve ileride bir gün bir Hristiyan gördüğümüzde de ona tepkiler gösterip, onu dışlıyoruz.

Bu mantık, sadece din konusu için de geçerli değildir.Belki de dünyada düşünce suçundan ötürü en çok hapis yatan insanlar yine bizim ülkemizdendir.

Aslında olayın mantığı hep aynı, önünüze doğru olarak sunulan şeyi doğru olarak kabul edeceksiniz. Aksini düşünemezsiniz. Aksi şeyi savunamaz ve ona inanamazsınız. Eğer bu şekilde davranırsanız ya hapis yatarsınız yada dışlanırsınız.