#28963
Anonim
Pasif

Donatistler

Augustin döneminde batıda Donatizm tehlikesi vardı. Donatizm, Donatus adında bir adam tarafından başlatılmıştır. Donatistler, çok katı kurallar takip ediyorlardı ve kraldan çok kralcı olmak istiyorlardı.

Donatisler’le kilise arasındaki ilk sorun imparator Decius zamanındaki zulüm döneminde çıkmıştır. Bu zulüm döneminde işkenceden dolayı imanını inkar edenler olmuştu, ama bu kişiler daha sonra tövbe edip tekrar kiliseye dönmek istediler. Donatistler böyle kişilerin kesinlikle kiliseye kabul edilmemesi gerektiğini savunmuşlardır. Onlara göre hatta kendinizin imandan dönmüş olmanız bile gerekmiyordu. Eğer sizi vaftiz eden kişi imanından döndüyse de yine kiliseye gelemiyordunuz ve vaftiziniz geçerli olmuyordu.
Donatistler bununla da kalmamışlardır. Onlar evrensel kilisenin artık bozulduğunu ve yeni bir kilisenin oluşturulması gerektiğini söylüyorlardı. Bu yüzden de birçok şehirde biri evrensel kilisenin episkoposu, diğeri ise Donatistler’in episkoposu olmak üzere iki episkopos bulunuyordu.

Augustin işte tam böyle bir bölünmenin ortasında yaşadığı için bu sorunla ilgilenmek zorunda kalmıştır. Donatistler kilisenin kutsallığını o kadar çok vurgulamışlardır ki birçok kişi kilisenin dışında kalmıştır. Augustin ise, böyle bir dönemde herkese kollarını açmış ve günahkarların kiliseye ihtiyacı olduğunu söylemiştir. Augustin’e göre kilise kapılarını herkese açmalı ve gelenlere Söz’ü anlatmalıydı.

Augustin, bu sorunla ilgili özellikle iki fikir ortaya atmıştır.
Bu fikirlerden bir tanesi sakramentlerle ilgilidir. Augustin, sakramentin etkisi sakramenti yapanın değil, sakramenti alanın imanına bağlıdır diyordu.
Augustin’in ortaya attığı diğer fikir de Üçlübirlik hakkındaydı ve hata Augustin bu konuda bir kitap yazmıştır. Toledo Konseyi’nde İznik İnanç bildirgesine eklenen Kutsal Ruh’un Baba ve Oğul’dan gelişi ifadesi Augustin’den alınmıştır.

Pelagiyusçuluk

Augustin’in daha ileriki yaşlarda savaştığı görüş ise Pelagiyusçuluk’tur. Bu akım Pelagiyus adında dindar, İngiliz bir keşiş tarafından başlatılmıştır. Bu görüşe göre, bir insan mükemmel ve günahsız bir yaşam sürmeyi başarabilirdi. Çünkü insanın Adem’den gelen günahlılığını ve günahlı bir benlikle doğduğunu kabul etmiyorlar, günahsız olarak doğduğuna inanıyorlardı. Kişinin iyi işler yaparak günahsız bir yaşam sürebileceğini iddia ediyorlardı.
Augustin’in ise bunun tam tersine inanıyordu. Augustin’e göre, insan günahlı olarak doğuyordu ve ancak İsa Mesih’in lütfü ile kurulabiliyordu.

Pelagiyus, Pavlus’un mektupları üzerine bir kitap yazmıştır. Kilise bu akımdan çok fazla etkilenmiştir. Hatta doğu kilisesi bir anlamda yarı Pelagiyusçu olarak kalmıştır. Zaten özellikle manastırlarda yaşayan keşişler Pelagiyus’un savunduğu kutsallık, paklık gibi erdemlere çok önem veriyorlardı.

Jerome

Jerome geçinilmesi zor, hassas , alıngan bir adamdı. Batılı olduğu halde zengin bir kadının maddi yardımları sayesinde Beytlehem’de bir manastır kurmuş ve yaşamını bu manastırda geçirmiştir.

Jerome Kutsal Kitap’ı İbranice’den Latince’ye çevirmiştir. Hatta bu çeviriyi yaparken yetmişlerin çevirisini ret ettiği için, Grekçe’den çevirmek yerine önce İbranice öğrenip direkt İbranice’den çevirmeyi tercih etmiştir. Yetmişlerin çevirisini ret ettiği için Hippolu Augustin bile ona kızıp onu eleştirmiştir. Bu nedenle bir süre Hippolu Augustin’le Jerome’nin arası bozulmuştur. Hatta Augustin’e karşı bazı yazılar bile yazmıştır. Ama Augustin Pelagiyusçular’a karşı yazmaya başladığında Jerome de Augustin’le birlikte çalışmışlardır.
Jerome’nin yaptığı bu çeviriye Latin Vulgat denmektedir. Vulgat kelime olarak sade, kaba çeviri anlamına gelmektedir. Çünkü Jerome’nin kullandığı Latince genelin kullandığı bir Latince’ydi. Jerome Kutsal Kitap’ı halkın anlayabileceği bir dile çevirmek istiyordu.
Ama Kutsal Kitap’ın bu Latince çevirisinden sonra bir yanlış anlama daha yaşanmıştır. Bu kez de kilise Jerome’nin yaptığı bu çeviriden dolayı Latince’yi kutsal bir dil haline getirmiştir. Hala Roma Katolik kilise Jerome’nin bu çevirisini kutsal esin olarak kabul etmektedir. Ama bu Jerome’nin suçu değildir. Apokrif yazıları da çeviren Jerome’dir. Bu yüzden de Roma Katolik kilisesi Apokrif kitapları da sahiplenmiştir. Bütün bu yanlışlara ve yanlış anlamalara rağmen Jerome, dördüncü yüzyıldaki en büyük kahramanlardan biridir