#28956
Anonim
Pasif

Monofizitler

Kadıköy’de yapılan konseye rağmen İskenderiye’nin temsil ettiği görüşler yayılmaya devam etti. Gerçi Roma’nın önderliğindeki batı kiliseleri ve İstanbul’a sadık kalan doğu kiliseleri de Kadıköy kararlarına bağlı kalarak bu öğretiyi savunmaya devam ettiler. Ancak doğuda birçok kilise bu öğretiden ayrılarak Monofizit adı altında kendi kilise yöntemini şekillendirmeye başlamışlardır. Bu grup Mesih’teki Tanrısallığı fazlasıyla önemseyip, insansallığını bir kenara bırakmışlardır. Monofizitler’in tanımladığı Mesih’in kişiliği neredeyse tamamen Tanrısaldı. Aslında Monofizitler’in arasında da Mesih’teki Tanrısallığı farklı derecelerde görenler vardı ama, yine de Kadıköy’de alınan karaları hepsi kati bir şekilde ret etmişlerdir.

Bu bölünmenin bir karakteristik özelliği de yöresel olmasıdır. Mısır’ın neredeyse tamamı, Habeşistan’ın tümü ve Suriye’nin de büyük bir kısmı Monofizit görüşleri seçmiştir. Bunun yanı sıra Ermenistan’da aynı yöne doğru gitmeye başlamış ve Monofizit olmaya meyilliydi. Tabi ki bu gelişmeler imparatorluğun birliğini de tehdit etmeye başlamıştır.

İmparator Justinian (527-565)

Justinian döneminde Roma imparatorluğunun inişi bir süre durmuş hatta zayıflamış koca imparatorluk bir süre içinde olsa yeniden canlanmaya başlamıştır. Justinian tahta kadar yükselen bir çiftçinin yeğeniydi. Çok akıllı, aşırı derecede çalışkan, ayrıntılara önem veren, samimi, genellikle sinirlerine hakim olabilen, karizmatik, özel hayatında neredeyse bir rahip kadar tutumlu ve dindar bir adamdı. Kendisi Roma imparatorluğunun sınırlarını tekrar eski hale getirip kiliseyi de birleştirme rüyası ile meşguldü.
Yetenekli generaller sayesinde İtalya, Kuzey Afrika ve İspanya’nın bazı bölgelerinde yeniden Roma egemenliği kazanılmıştır. Yılların düşmanı İran’a karşı da savaşlar sürdürülmüş ve böylece Justinian isteklerine bir nebzede olsa ulaşmıştır.

Justinian, Theodora isminde,kendisi gibi halktan gelme bir kadınla evliydi. Theodora, çok güzel olmakla beraber yetenekli, kararlı ve güçlü bir yapıya sahipti. Şüpheli bir geçmişe sahip olan bu kadın Justinian’a sadık bir şekilde bağlıydı. Fakat teoloji konusunda kocasından farklı bir görüşe sahip olan Theodora, Monofizitler’i destekliyordu. İmparatoriçe, genç kızların fuhuş yapmak için satılmasını engelleyen yasalar çıkarmış ve talihsiz kızların sığınıp yeni bir yaşama başlayabilecekleri bir convent*sistemi başlatmıştır. Yine de Theodora’nın lüks ve gösterişli yaşama olan ilgisinden dolayı saray o dönemde daha bir şatafatlı hale gelmiştir. Kısmen bu yüzden de Justinian döneminde yeni şehirler kurulmuş, yollar ve köprüler yapılmıştır. Justinian’ın yaptırdığı bu eserlerden en ünlüsü de daha önce Konstantin’in İstanbul’da yaptırdığı fakat, bir depremde yerle bir olunca aynı adla ama daha büyük ve daha görkemli bir şekilde yeniden yapılan Aya Sofya’dır.

Justinian teolojiye de derin bir ilgi duyuyordu. Dolayısıyla yıllar süren Hıristoloji konusundaki görüş kavgalarında da yaralı olmak istemiştir. Bu amaçla Justinian iki tarafı barıştırmak amacıyla Kadıköy İnanç Bildirgesini Cyril’in görüşleriyle birleştirmeye çalışmıştır. Bu sayede birçok ılımlı Monofizit’i ikna edeceğini ve böylece de uzlaştırıcı bir anlaşma sağlayacağını umut ediyordu. Hatta Justinian bu amaçla kendi başına temsili olarak üç kişiyi ve yazılarını lanetlemiştir. Bu üç kişi Moposuestialı Theodore, Cyril’e karşı koyan Kıbrıslı Thedoret ve Odessalı İbas’tır. Tarihte onların görüşleri Nestorian’ın ismiyle birleştirilmiştir.

Ama Justinian’ın bu yaptıkları tarafları barıştırmaktansa yeni sürtüşmelere neden olmuştur. Batıda bazı gözetmenler bu davranışı ölmüş ve kendilerini savunamayacak kişilere karşı yapılmış bir hakaret, Kadıköy Konseyi’ne karşı işlenmiş bir suç ve Monofizitler’i doğrulamış bir eylem olarak görmüşlerdir. Bu da tartışmanın ve kargaşanın artmasına neden olmuştur. Papa Vigulius imparatoru desteklediği için İstanbul episkoposu ile ilişkisini kesmiş ve imparatorun papalık üzerinde yetki kurmasına izin vermemiştir.