#28944
Anonim
Pasif

Gnostikler’de Tanrı ve Yaratılış

Son derece karışık inanç sistemlerine göre bilinmeyen mükemmel bir ‘temel ilk’ vardır ve bu temel ilk mükemmeldir. Bu temel ilk sınırsız baba diye tanımlayabileceğimiz sevgidir ve başka ilahi varlıkları da yaratabilir. Gnostikler’e göre Tanrı mükemmeldir. Madde ise kötüdür ve kusurludur. Bu yüzden de mükemmel Tanrı mükemmel olmayan maddeye dokunamaz. Yaratma gücü olmadığından değil mükemmel bir varlık olarak sadece kusursuz varlıklar yaratabildiğinden mükemmel olan Tanrı mükemmel olmayan bir dünya yaratamaz. Tanrı sadece aeonları, yanikendi mükemmel sonsuz yansımasını yaratmıştır. Bu yansımada kendi yansımasını ve yansımada da kendi yansımasını yaratmıştır. Böylece bütün yansımalar kendi yansımalarını yaratarak Tanrı’dan uzaklaşmışlardır. Fakat bu yansımalar Tanrı’dan uzaklaştıkça zayıflamaya başlamışlardır. En uzaktaki yansıma Tanrı’dan uzaklaştığı için Tanrı’nın mükemmelliğinden yoksundur ve yol boyunca kötü olana dönüşmüştür. Bu kötü olan yansımada kendi kötü yansımasını oluşturmuş ve karanlığa doğru gitmiştir. İşte bu kötü olan yansıma yeri ve göğü yaratmıştır. Bu yüzden de dünya Tanrı’dan uzak, Tanrı’ya karşı ve kötü olmuştur.

Gnostikler Mesih’in de bu yansımalardan biri olduğunu düşünüyorlardı. Tanrı’nın ilk mükemmel olan yansımalarından biri eril olan Logos; bilgi ve bir diğer de dişil olan yansıma Sofia; hikmetti. İşte kurtuluşu sağlamak için dünyaya gelen yansıma bu Tanrı’nın mükemmel yansımaları olan Logos ve Sofia’nın birlikteliğinden oluşan yansımadır.

Gnostikler de kendi aralarında temel olarak iki kola ayrılmışlardır. Bunlardan bir tanesi madde dolayısıyla da bedenlerimizde kötüdür. Bu yüzden de “Tanrı’yı hoşnut etmek için bedenlerimize eziyet etmeliyiz” dediler. Bu düşünceden ‘Çileciler’ denen bir grup çıktı. Bu gruptaki insanlar birçok doğu dinlerindeki gibi Tanrı’ya ulaşabilmek için acı çekmenin,sert kurallarla yaşamak gerektiğini düşündüler. Böylece kötüden arınarak adım adım Tanrı’ya ulaşacaklar, ilahileşeceklerdi. Bu grup etiksel kuralları aşırı boyutlara yükseltmişti. Bedensel isteklerine eziyet ve şiddet içeren yöntemlerle karşılık veriyorlardı.

İkinci grup ise “Bedenlerimiz zaten kötü o zaman bedenlerimizle yapacağımız hiçbir şeyle Tanrı’yı hoşnut edemeyiz” diyerek ahlaki kuralları hiçe saydılar. “Bedenle ne yaparsan yap önemli değil, zaten kötü ruhun iyi olsun yeter” dediler. Bunun üzerine hiçbir ahlaki kural tanımayan bir grup daha ortaya çıktı. Bu grup ise bedenlerini önemsemiyorlardı. Ruhları bedenleri tarafından kirletilemezdi. Bu yüzden Hıristiyanların yapması uygun olmayan pagan dini şölenlerine katılırlar ya da cinsel ahlaksızlıkta sakınca görmezlerdi.

Bu Gnostik grupların bazıları mevcut kiliselerde kalıp ibadetle devam ediyorlardı. Bazıları ise kendi topluluklarını kurup orada geldikleri kiliselerden farklı bir ayin düzeni oluşturuyorlardı. Bir kısmı da Roma imparatorluğunun her yerinde rastlanan mistik kültlerin uygulamalarını benimsiyorlardı.

Gnostikler evrensel bir din yaratma amacıyla farklı kaynaklardan önemli unsurlar alarak o günün insanına cazip gelecek bir öğreti sunmak istiyorlardı. Bunu yaparken de Mesih’e önemli bir rol veriyorlardı. O herkese hitap edecek olan bir Kurtarıcı olarak sunuluyordu. Ancak bunu yaparken yapılan yorumlar o kadar çarptırılmıştı ki Müjde’de tanıtılan İsa’dan çok farklı bir Kurtarıcı ortaya çıkıyordu.

Tüm bunlar kiliseyi çok etkilemiştir. Kilise Gnostikler’i sapkın olarak ilan edip kiliseden uzaklaştırdı. Özellikle Marcion II.yüzyılda yaşamış (160 yılında ölmüş) çok etkili bir Gnostik’tir. Marcion Kutsal Kitap’a baktı ve bazı bölümlerden hoşlanmadı. Özellikle Eski Antlaşma kısmını hiç beğenmedi. Eski Anlaşma’daki Tanrı’nın Yeni Anlaşma’daki Tanrı’dan farklı bir Tanrı olduğunu söyledi. Dünyayı yaratan kötü yansımanın Yahve olduğunu ve Yahve’nin de küçük ve kötü bir Tanrı olduğunu söyleyerek Eski Anlaşma’yı kendi Kutsal Kitap listesinden çıkardı. Daha sonra Matta, Markos, Luka ve Yuhanna’ya baktı. Sadece Luka’yı beğendi. Matta’yı Eski Anlaşma’dan ve Yahudilerden bahsettiği için beğenmedi. Markos’da İsa’yı bir insan ve hizmetkar olarak tanımlıyordu. Yuhanna’da İsa’nın Tanrılığı üzerinde çok durmuştu. Bütün bunların sonucunda Marcion’un listesinde sadece Luka kalıyordu. Pavlus’un mektuplarının bazılarını da pek beğenmedi. Hatta bazı mektuplar Gnostikler’e direkt olarak karşı olduğu için o mektupları da listesinden çıkardı. Böylece Luka ve Pavlus’un bazı mektuplarından oluşan Gnostikler’e uygun kendi kutsal kitabını oluşturdu. Marcion İsa’nın bakire Meryem’den doğduğuna da inanmıyordu. Birdenbire Tiberyus döneminde İsa’nın ortaya çıktığını savunuyordu. Marcion bu yüzden tarihte ilk kutsal kitap sıralaması yapan kişi olarak bilinir. Tabi ki bunun üzerine kilise Marcion’u, düşüncelerini ve listesini sapkın ilan etmiştir. En önemlisi de Marcion’un yaptığı bu kutsal kitap sıralaması karşısında kilise kesin olarak özellikle Yeni Anlaşma’nın sıralamasını oluşturmak zorunda kalmıştır.

Peki ilk kez mi böyle bir liste yaptılar? Tabi ki hayır. Çünkü zaten bütün kitaplar hepsi bir bütün olarak olmasa da parça parça her yerde okunuyordu. Kilise sadece Marcion’un bu yaptığının karşısında kesin ve resmi bir listeleme yapmıştır. Kilise olmayan bir şeyi yeniden yazmamış ya da değiştirmemiştir. Sadece varolanı ve bilineni kesinleştirip resmileştirmiş ve bütün bir kitap haline getirmiştir. Önemli olan başka bir nokta da bu listeleme bir anda yapılmamıştır. Öncelikle Matta, Markos, Luka ve Yuhanna ile Pavlus’un mektupları kabul görmüştür. Daha sonra da Elçilerin İşleri kitabı Müjde bölümleri ile mektuplar arasında bir köprü olarak kabul edilmiştir. Fakat Yahuda, Yakup, Petrus ve Vahiy bölümleri çok çabuk kabul görmemiştir.

Bütün bu listelemeler yapılırken yazılar bir çok testten geçirilmiş ve birçok araştırmalar yapılmıştır. Örneğin Pavlus Petrus’un mektubundan alıntılar yapmıştır. Hatta o dönemde yazılmış Hıristiyanlıkla ilgili olsun ya da olmasın birçok eserlerde de Kutsal Kitap’tan alıntılar bulunmaktadır.

367’de İskenderiyeli Atanasyus döneminde bugün 27 bölümden oluşan Yeni Anlaşma sıralaması tamamlanmış ve bütün kiliselere bu liste mektupla bildirilmiştir. Ama tekrar şunu belirtmek istiyorum ki bu listelemenin yapılaması bir anda yapılmamıştır. 367 yılı böyle bir listeleme yapmak için çok geç bir zamandır.

Kilise Kutsal Kitap listelemesi yanında tabi ki Gnostikler’e karşı da cevap vermeliydi. Özellikle Pavlus ve Yuhanna Gnostikler’e karşı yazdılar.

Koleseliler 1:15-20 Görünmez Tanrı’nın görünümü, bütün yaratılışın ilk doğanı O’dur. 16 Nitekim yerde ve gökte, görünen ve görünmeyen her şey -tahtlar, egemenlikler, yönetimler, hükümranlıklar- O’nda yaratıldı. Her şey O’nun aracılığıyla ve O’nun için yaratıldı. 17 Her şeyden önce var olan O’dur ve her şey varlığını O’nda sürdürmektedir. 18 Bedenin, yani kilisenin başı O’dur. Her şeyde ilk yeri alsın diye başlangıç olan ve ölüler arasından ilk doğan O’dur. 19 Çünkü Tanrı bütün doluluğunun O’nda bulunmasını uygun gördü. 20 Mesih’in çarmıhta akıtılan kanı aracılığıyla esenliği sağlamış olarak yerdeki ve gökteki her şeyi O’nun aracılığıyla kendisiyle barıştırmaya razı oldu.

Yuhanna 1:1-14 Başlangıçta Söz vardı. Söz Tanrı’yla birlikteydi ve Söz Tanrı’ydı. 2 Başlangıçta O, Tanrı’yla birlikteydi. 3 Her şey O’nun aracılığıyla var oldu, var olan hiçbir şey Onsuz olmadı. 4 Yaşam O’ndaydı ve yaşam insanların ışığıydı. 5 Işık karanlıkta parlar. Karanlık onu alt edemedi. 6 Tanrı’nın gönderdiği Yahya adlı bir adam ortaya çıktı. 7 Tanıklık amacıyla, ışığa tanıklık etsin ve herkes onun aracılığıyla iman etsin diye geldi. 8 Kendisi ışık değildi, ama ışığa tanıklık etmeye geldi. 9 Dünyaya gelen, her insanı aydınlatan gerçek ışık vardı. 10 O, dünyadaydı, dünya O’nun aracılığıyla var oldu, ama dünya O’nu tanımadı. 11 Kendi yurduna geldi, ama kendi halkı O’nu kabul etmedi. 12 Kendisini kabul edip adına iman edenlerin hepsine Tanrı’nın çocukları olma hakkını verdi. 13 Onlar ne kandan, ne beden ne de insan isteğinden doğdular; tersine, Tanrı’dan doğdular. 14 Söz, insan olup aramızda yaşadı. O’nun yüceliğini Baba’dan gelen, lütuf ve gerçekle dolu biricik Oğul’un yüceliğini gördük.