#28939
Anonim
Pasif

İlk Yüzyıllardaki Zulümler


İlk 300 yıl boyunca imparatorluğun değişik yerlerinde yer yer şiddetli zulümler olmuştur. Yahudi inancı dışında tüm dinlerin arasında en çok şehit Hıristiyanlıkta verilmiştir. Ama İsa bunu söylemiş ve uyarmıştı.


Luka 21:16-17 Anne babanız, kardeşleriniz, akraba ve dostlarınız bile sizi ele verecek ve bazılarınızı öldürtecekler. 17 Benim adımdan ötürü herkes sizden nefret edecek.


1.yüzyıldaki zulümler özellikle Yahudiler tarafından yapılmıştır. Daha önce de söylediğimiz gibi ilk olarak Sanhedrin tarafından İstefanos, Kral Herod tarafından da Yakup öldürülmüştü. Mesih’e iman edenlerin çoğunluğu Yahudilerdi. Bu da doğal olarak dindar Yahudilerin tepkilerine yol açmıştır. Başka milletlerden Mesih inanlıları sayıları arttıkça Yahudiler tarafından yapılan zulümler ve baskılar giderek aldı.

Ama bunun arkasından paganların zulümleri başladı. İlk zamanlarda Roma çok büyük bir sorun çıkarmıyordu. Ama sonraları Roma imparatorluğu da Hıristiyanlar için tehdit oluşturmaya başladı. Yahudilik Roma imparatorluğu tarafından tanınıyor ve kabul ediliyordu. Hıristiyanlık’ta Yahudiliğin bir mezhebi gibi göründüğünden ilk zamanlarda Yahudilik şemsiyesi altında korunmayı başarmıştı.


Fakat Mesihçiler günlük yaşamla ilgili birçok konuda ödün vermedikleri, putlara saygı göstermedikleri ve toplumdan ayrı kaldıkları için birçok suçlamalara maruz kalmışlardır. Bu tepkiler üzerine inanlılar dikkat çekmemek için toplantılarını gizli yapmaya başlamışlardır. Fakat bu da farklı suçlamalara neden olmuştur.

Paganların dini törenlerine katılmadıkları için Mesihçilere tanrısız gözüyle bakıldı. Ama bu törenlerde genelde cinsel içerikli tapınmalar oluyordu ve bazen de bebekleri kurban ediyorlardı. Özellikle gece doğmuş kız çocuklarını ölmeleri için nehre bırakıyorlardı. Bu dönemdeki Hıristiyanlar arasındaki en önemli hizmetlerden birisi de ölüme bırakılan bu kız çocuklarını toplayıp evlatlık olarak alıp yetiştirmekti. Tabi ki bu kız çocukları için o dönemde bu şekilde ölümden kurtulup Hıristiyan bir ailede büyümek çok büyük bir şanstı.

Toplumsal yaşama katılmadıkları için, ki bu her zaman putlara sunulan bir kurban, dini uygulamalar ve sıkça cinsel yolsuzluklar da içerebiliyordu, insan soyundan nefret etmekle suçlandılar. Aynı zamanda Hıristiyanlar festivaller, dini tatiller, bayramlar, sanatsal etkinlikler ya da gladyatör dövüşleri gibi toplu olarak yapılan eğlencelere de katılmıyorlardı. Çünkü genelde sanatın ya da sporun her dalında hep cinsellik kullanılıyordu. Tiyatro ya da resim olsun sanatın her dalında özellikle işlenen konu tanrıların ahlaksız ilişkileri idi. Gladyatörler sırf spor ya da eğlence olsun diye değersiz bir şekilde insanları öldürüyorlardı. Bu yüzden Hıristiyanlar gladyatörleri izlemeyi de ret ettiler. Aynı şekilde genelde diğer spor karşılaşmalarına da katılmıyorlardı. Çünkü toplu spor faaliyetleri çıplak olarak yapılıyordu ve bu tip faaliyetlerde özellikle eşcinsel ilişkiler çok fazla görülüyordu.

Bütün bu cinsel rahatlığın ve sapkınlıkların yanında Roma imparatorluğunda evlenmek ve boşanmak da çok kolaydı. Ama Hıristiyanlar bu tür kolay evliliklere ve özellikle de boşanmaya karşıydılar. Hıristiyanlar için sadece ölüm ya da zina sonucunda boşanma olabiliyordu.

Bazı Hıristiyanlar da savaşa karşı oldukları için tepki alıyorlardı. Hıristiyan olmadan önce Roma ordusunda asker olan bir kişi Mesih’e iman ettikten sonra savaşmayı ret edince ve bu tür kişilerin sayıları da gittikçe artınca çok büyük bir sorun yaratmaya başladı. Hatta bu yüzden Hıristiyanlar vatan haini olarak bile suçlandılar.

Aynı zamanda Hıristiyanlar devlet içindeki düzeni de bozuyorlardı. Bazen bir köle Mesih’e iman ediyor ve kısa bir süre sonra kilisede önder olabiliyordu. Bir de kadın-erkek, köle-efendi herkesi eşit kılıyordu.

Hastanelerde bile putperest rahipler iyileştirmeler yapıyorlardı ve iyileşme olduktan sonra putlara kurban sunmak gerekiyordu. Mahkemeler bile putlara sunulan kurbanlardan sonra açılıyordu. Devlet yıldız fallarına göre yönetiliyordu. Hatta bazen bir karar alınacağı zaman ya da yapılacak bazı işler için bir kuş kesilip ciğerine bakılır ya da başka bir fal metodu ile uygun olup olmadığı kontrol edilirdi.

Okullarda ise eğitim tamamen putperest felsefelerle ve tanrılarla ilgiliydi. Çocuklarını bu tür okullara göndermek istemedikleri için Hıristiyanları cahil olmakla suçladılar. Aynı zamanda Hıristiyan öğretilerinin de kendi felsefelerinin yanında hiçbir şey olduğunu söyleyerek Hıristiyan felsefesini ve öğretisini hafife aldılar. Yahudilerin bir eşek başına ibadet ettiklerine inanlar bile vardı. Tabi ki Yahudilerin bir kolu olarak düşünüldüğü için aynı suçlama Hıristiyanlar için de yapıldı.


İnanlılar ayrıca cinsel ahlaksızlıkla da suçlandılar. Kardeş öpücüğünden söz etmelerini ve birbirlerine kardeş demelerini ensest ilişkinin bir kanıtı olarak görmüşlerdir. İnanlılar gizli olarak sabaha karşı güneş doğmadan toplanıyorlardı. Bu yüzden insanlar çeşitli dedikodular yapmaya başladılar. Gece toplantılarında ışığı söndürüp orada bulunan herkesin rasgele birisiyle cinsel ilişkiye girdiğini ya da Rab’bin Sofrası’nda bebek kurban ettiklerini ve onun kanını içip etini yediklerini söylemişlerdir. Bu yüzden de Rab’bin Sofrası’nı bir yamyam töreni olarak düşünüyorlar ve hatta Hıristiyanlar kutsal çocuğun etini yemek ve kanını içmek için bir araya geliyorlar diye söylentiler yapıyorlardı.

Bütün bunlara baktığımızda Hıristiyanlar anti-sosyal olarak karşımıza çıkmaktadır. Önceleri bu suçlamalar çok fazla sorun yaratmamış, ama imparatorluğun zor dönemlerinde Mesih inanlıların giderek artan çoğalmalarını bir tehdit olarak görmüşlerdir. Hıristiyanları Roma’yı bir zamanlar güçlendiren ve koruyan ilahlardan ayırdıkları için giderek artan felaketlerin baş sorumlusu saymışlardır