#28184
Anonim
Pasif

Tartışmalar devam ederken sorunu çözmek için imparator genel bir konsey daha toplatmıştır. 431’de Efes’te yapılan bu toplantı tarihe Üçüncü Ekümenik Konsey olarak geçmiştir. Cyril ve onu destekleyenler Efes’e ilk gelenlerdi ve onlar Nestorius’un Antakya’dan gelecek olan gözetmen dostları Efes’e varmadan toplantıya hemen başlamak istediler. Nestorius da diğer episkoposlar gelmeden önce Cyril’in yönetiminde yapılacak olan bu toplantıya katılmayı ret onlar toplantıyı kendileri yapıp Nestorius’u görevinden alınmasına karar vermişlerdir. Bu karara karşı çıkmaya çalışmaları üzerine de, Efes gözetmeni ve Cyril yanlısı olan Memnon tarafından kışkırtılan Efes halkı Nestorius’a ve onu destekleyenlere karşı kaba güç kullanmışlardır. Kısa bir süre sonra diğer episkoposlarla beraber Antakya gözetmeni Yuhanna Efes’e varınca, Nestorius taraftarları karşı hücuma geçmeye hazırlandılar. Kendileri de bir toplantı düzenleyerek yapılan toplantıyı geçersiz olarak ilan edip asıl konseyi kendilerinin oluşturduklarını iddia ettiler. 43 kişiden oluşan Nestorius yanlıları Cyril yanlılarını Arianist ve Apollinarist olmakla suçladılar ve onları kiliseden atma kararı aldılar. Cyril yanlısı gözetmenler ise yaklaşık 200 kişiydiler.

Bu olaylardan birkaç gün sonra da Roma episkoposunun gönderdiği heyet Efes’e varmış ve konsey görüşmelerine devam edilmiştir. Konsey başladığında kavgalı iki tarafta imparatora davalarını iletmişler ve o da Nestorius’un görevinden alınma kararını onaylamıştır. Bu karadan sonra Nestorius yaşamını orada devam etmesi için bir manastıra sürgün edilmiştir. Antakyalı Yuhanna ise 433’te Cyril’in görüşlerini içeren bir inanç açıklamasını benimsediğini Cyril’e bildirince geçici bir süre de olsa araları düzelmiştir.

Nestorius ise tavrını değiştirmediği için sürgünde kalmaya devam etmiştir. Çoğunlukla Mısır’da geçirdiği bu sürgün zamanında Nestorius yenilmiş, hayal kırıklığına uğramış ve dışlanmış hissettiği için sık sık bunalıma girmiş ve aynı zamanda bedensel olarak da önemli rahatsızlıklar yaşamıştır. Zamanın çoğunu yazmakla ve yaşadığı talihsiz olayları kendi bakış açısından değerlendirerek kaydetmekle geçirmiştir. Bu çalışmalarından biri Trajedi adıyla yayımlanmıştır. Gençliğinde büyük bir adanmışlıkla Mesih’in hizmetine giren Nestorius dünyaya sırt çevirip manastır hareketine de katılmıştır. Örnek yaşamı ve yetenekleri onu sonraki yıllarda İstanbul kilisesi önderliğine kadar getirmiştir. Fakat o öldükten sonra onun adıyla özdeşleşen Nestorianizm öğretisinin ona ait olup olmadığı net bir şekilde bilinmektedir.

Ne Nestorius ne de Cyril Hıristiyan etik standartları ve öğretilerine göre hatasızdı. İkisi, tarihte birçok başka kişinin de yaptığı gibi kilisenin ayrılığına neden olmuşlardır. ama yine de bütün bunlara rağmen ikisi de kendi gözlerinde tamamen samimiydiler.