#28178
Anonim
Pasif

Ambros

Ambros henüz Mesih’e yeni iman etmiş bir adamken Milano gözetmeni ölmüştü. O dönemde batıda başkent Roma değil, Milano idi. Özellikle Arianizm ortada çok büyük bir tehlike olarak ortalıkta dolaşırken Milano gibi batı için önemli bir merkezin gözetmensiz kalması çok büyük bir sorundu. Hem Arianistler hem de İznikçiler boş olan Milano gözetmenliğini doldurmaya çalıştılar. Ama vali kentteki barışı korumak için kendisi bir gözetmen bulmaya çalışmıştır. Vali hem din hem de felsefe bilgisi olan eğitimli ve akıllı bir adamdı. Halk kentteki bu karışıklıktan dolayı çok gergin olduğu için vali katedralin önünde toplanan halka bir konuşma yapma gereği duymuştur. Bu konuşma sırasında kalabalığın içinden bir çocuk bişop Ambros diye bağırmaya başlayınca halk da hep bir ağızdan çocuğa katılmıştır. Bunun üzerine imparatorda Ambros’un bişop olmasını uygun görmüştür.

Ama Ambros henüz vaftiz bile olmamış yeni bir Mesih imanlısıydı. Bu şekilde bişop seçmek o güne kadar uygulanan kilise yöntemlerine hiç benzemediği gibi önder seçmek için belirlenen kuralları da tamamen alt üst etmiştir. Ambros sekiz gün içinde vaftiz edilip bişopluğa hazırlanmış ve atanmıştır.

Bütün bu garipliklere rağmen Ambros bütün zamanların en iyi bişoplarından ve öğretmenlerinden bir olmuştur. Augustin, Onun vaazları aracılığıyla Rab’be gelmiştir.

Ambros’un bişopluğu döneminde imparator Teodosius haksız yere bir kente savaş açmış ve kenti yerle bir etmiştir. Savaş sonrasında Milano’ya gelen imparator, kiliseye gitmek ve Rabbin sofrasına katılmak istemiştir. Ama Ambros kilisenin önünde durup imparatoru içeriye almamış ve ona, haksız yere kente saldırdığı için tövbe etmedikçe ve tövbenin meyveleri görülmedikçe Rabbin Sofrasına katılamayacağını söylemiştir. Ambros, Teodosius imparator olduğu için ona kilisenin herhangi bir üyesinden farklı davranmamıştır. Teodosius da Ambros’a itaat edip tövbe etmiş ve ancak bir süre bekledikten sonra Rabbin Sofrası’na katılabilmiştir.