#28176
Anonim
Pasif

Büyük Basil olarak da bilinen Kayserili Basil Hıristiyan bir ailenin en büyük oğluydu. Büyükbabaları Kayseri bişobuydu ve onun adı da Basildi. Babaları ise avukattı. Nysalı Gregor da Büyük Basil’in kardeşidir. Ablaları Markina ise doğudaki kadın manastırlarının başlatıcılarından olarak bilinmektedir. Markina, kutsal yaşamı ve ağabeylerine olan yardımlarından dolayı erken kilise tarihinde kilise anası diyebileceğimiz bir kişidir ve büyük saygıyla anımsanmaktadır. Basil o dönemde henüz prens olan Julian ve Nazianuslu Gregor’un da yakın arkadaşıydı. Daha sonra Julian imparator olduktan sonra da arkadaşlıkları devam etmiştir.

Basil eğitime ve dış görünüşe önem veren bir kişiydi. Önceleri tam adanmış bir Hıristiyan değildi. Öğretmenlik yapıyordu. Bu dönemde önce babası sonra da bir kardeşi ölen Basil bu olanlardan çok etkilenmiş ve öğretmenliği bırakarak Makrina’dan kendisine yardım etmesini istemiştir. Basil bu zamana kadar tam adanmış bir Hıristiyan değildi. Ama bu yaşadıklarından ve Makrina’dan öğrendiklerinden sonra hayatını tam olarak Mesih’e adamış ve manastır hayatını öğrenmek için Mısır’a gitmiştir.

İlk eğitimine Kayseri’de başlayan Basil daha sonra İstanbul ve Atina’da devam etmiştir. 356’da Kapadokya’ya dönen Basil bir retorik ustası olarak ve aynı zamanda bu sanatı başkalarına öğretmekteki başarısı ile ün yapmıştır. O da manastır hayatına büyük ilgi duyduğu için zaman zaman Suriye ve Mısır’daki manastırları ziyaret etmiştir. Daha sonra da Karadeniz bölgesindeki bir manastıra giren Basil, keşişlerin birlikte geçirdikleri yaşam için bir sürü kural ve yönetim ilkeleri belirlemiştir. Nitekim bu kuralların doğunun manastırlarında hala devam ettiği söylenmektedir. Basil, doğu manastır sisteminin kurucusudur.

Arianizm’e karşı koymak için Kayseri gözetmeni Eusebius tarafından çağrılan Basil 364’te manastır hayatını bırakmıştır. Eusebius 370’te ölünce onun yerine bu çok önemli göreve Basil geçmiştir. Aslında Basil gözetmenlik yapmak istemiyordu. Onun asıl istediği şey manastır hayatıydı. Ama o dönemdeki sapkın öğretişlere karşı savaşmak için bu isteğini bir kenara koymuştur.

Basil bu görevdeyken büyük bir cesaretle o dönemin Ariusçu imparatoru Valensius’a karşı koymuştur. Basil gözetmen seçildikten sonra imparator görevlileri onu hem teşvik hem de tehdit etmek için ziyarete gelmişlerdir. Ama Basil kolay sinecek ve pes edecek bir adam değildi. Gelen kişilere; Benden alabileceğiniz şey şuradaki kilim ve birkaç eşyadır. Beni öldürseniz de bu benim için kazanç olacaktır. Çünkü ben bu dünyada zaten misafirim demiştir. Basil gerçek öğretinin savunucusu olarak ve Arianizm’in ortadan kaldırılmasındaki başarıları ile tarihte önemli bir yer edinmiştir.

Basil Kayseri episkoposu olduğu dönemlerde sadece teoloji ve kilise konularına önem vermemiş, aynı zamanda geniş kapsamlı bir sosyal hizmet ağı da oluşturmuştur. Kayseri’nin şehir kenarlarında Neapolis ve Basilead ismiyle bilinen ve yoksullara adanan bir bina kompleksleri oluşturmuştur.

Basil henüz 50 yaşındayken ölmüştür. Ancak üstün yetenekli teolog geçici olan bu dünyadan ayrılmadan önce kendinden sonra gelen kuşaklara bırakmak için çok sayıda teolojik çalışmalar yazmıştır. Özellikle Üçlübirlik doktrinini iyice ortaya çıkarmış ve kabul ettirmeye çalışmıştır. Ama erken ve zamansız ölümü yüzünden İstanbul Konseyi’nde bu doktrinin resmi olarak kabul edildiğini görmeden ölmüştür.