#28170
Anonim
Pasif

Arius ve onun görüşleri konseyde ret edildiği ve kendisi sürgüne gönderildiği halde sonraki dönemde sözlü tartışmalar devam etmiştir. Arius yanlıları İznik formülüne sadık kalmak isteyenleri Modalizm’i savunmakla suçlamışlardır. İznik İnanç bildirgesi taraftarları ise Ariusçuları Mesih’i ikinci ve alt kademeli bir tanrı yapmakla yargıladılar.

Ariusçular, Mesih’i Monoteist bir sisteme yerleştirmeye çalışıyorlardı. Ariusçular’ın karşısında olan en önemli isim Athanasius’tur. Athanasius’a göre konunun en önemli noktası insanın kurtuluşuydu ve bu da ancak günahın getirdiği ölümlülükten çıkarılıp Tanrısal doğaya ortak olmakla gerçekleşebilirdi. Bunun için de sadece gerçek Tanrı- gerçek insan ile birleşmek gerekiyordu. Athanasius, biz Tanrı olalım diye Mesih insan olmuştur demiştir. Sağlam karakteri ve içten imanı ile derin bir anlayışa sahip olan Athanasius’un katkılarıyla İznik Konseyi’ndeki inanç bildirgesi zafer kazanmıştır.

Henry Chadwick, Erken Kilise isimli kitabında İznik sonrası olayları üç perdeli bir oyuna benzetmektedir. Ona göre, 22 Mayıs 337’de Konstantin’in ölümüyle birinci perde sona ermiştir. İmparatorluğun oğullarının yönetimindeki dönemi ise ikinci perdeyi ve putperest Jullian’ın tahta çıkışıyla başlayıp Teodosius’un 381’de İstanbul’da düzenlediği ikinci ekümenik konseyi içeren zaman dilimi de üçüncü perdeyi oluşturmaktadır. İmparatorların tutumu kiliselerde hangi tarafın kazanacağını çok etkilemiştir.