#28475
Anonim
Pasif

Duaya ilişkin bir başka sorunumuz da, istediklerimizi elde edemediğimizdir. Tanrı'yı yalnızca yüceltmeltle yetinelim, ama asla O'ndan bir şey istemeyelim demenin de pek anlamı olmayacaktır, çünkü Yeni Antlaşma'da yer alan duaların çoğu isteklerle doludur. Dileklerimizi ” iyi şeylerle ” sınırlı tutalım demenin de bir anlamı yoktur, çünkü kendimiz de iyinin ne olduğundan emin değiliz ( ” şu iş mi olsun yoksa öbürü mü ” ). Bu nedenle belirsizliği dürüstlüğe aykırı buluruz ( ” onun benimle evlenmesini istiyorum, ama yine de senin isteğin olsun ” ). Bazen neyin iyi olduğundan eminizdir, ama bu bir türlü gerçekleşmez ; ” Ne olur Ercan seni sevmeyi öğrensin ” gibi ! Bir iki defa istediğimizi elde ettiğimizde ise, kimse dua etmese de, sonuç aynı olurdu diye düşünürüz. Tanrı'nın yönettiği bir evren var ve Tanrı önemsiz duaları yanıtlayarak arada bir dahi olsa , bu genel planı altüst edemez.

Ancak…

Tanrı evreni gerçekten yönetiyorsa, genel bir plandan daha fazlasını yapabilmeli. Benim genel plan dediğim – evren, insanlık tarihi, kurtarış – dahi insanın tahmin edemeyeceği kadar karmaşık. Sonsuz bir Tanrı, her insanın görünüşte önemsiz gibi duran yaşamlarına uzanarak önemsiz, bencilce ve rastgeleymiş gibi görünen bir yığın duayı kabul etmez mi ? Eğer gerçek böyleyse, o zaman benim bir toz zerreciği değil, çok önemli biri olduğum ortaya çıkar. Kendimin ve düşüncelerimin Tanrı gözünde bu kadar önemli olduklarını düşünmem , kendimi avutmaktan ibaret olabilir mi ? Tanrı'nın insanlığa gönderdiği en açık mesaja göre hayır : O, acı çekmişti. Tanrı'nın Oğlu yalnızca bir toz zerreciği veya bir toz bulutu oluşturacak milyonlarca toz zerreciği için yaşamını vermiş olamazdı. Eğer O'nun sevgisi her hayata ve hayatın arzularıyla işleyişinin tüm ayrıntılarına kadar uzanıyorsa, dualarımın işitilmeyişini değil, arzularımın kabul görmeyişini dikkate almam gerekiyor demektir. ( T. E. SCHMIDT )

Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.