#31136
Anonim
Pasif

Sevgili Araf kardeşim.

Sizi azda olsa bilgilendirebildikse ne mutlu bizlere.
Rab’be izzet olsun.

İnanmak, iman etmek kişi ile Rab Tanrı arasındaki birebir bir ilişkidir.
Bu nedenle içerisinde yaşamış olduğumuz toplumun önyargıları, düşünceleri veya tutumları bizleri bu birebir ( tanrı ve ben) ilişkisinden alıkayamaz.
Bizler kulluk etmek gibi bir hizmet içerisinde bulunmamaktayız. Görsellik ve yapmacık tutum ve davranışlardan kaçınmaktayız.
Yaptığımız iyi işlerle Rab’be gidemeyiz.
O’na doğru yüreklerle yaklaşabiliriz sadece.
Yüreklerimizse Kutsal Ruh’un denetimi altındayız.
Artık Tanrı bizlere uzak değildir. Bizlerle birdir.
Yaşamımızın her anında O vardır.
Bizlerin yaptığı ise, O’nun bizler için yaptığı iyi işleri görüp, O’nu yüceltmek, onurlandırmak ve O’ndan zevk almaktır.
İnsana ispat edeceğimiz yada kanıtlayacağımız hiçbir tutum içerisinde değilizdir.
İnsan yerine sadece ve sadece Rab’be bakmaktayız.

Kişinin kendisini sorgulaması gereklidir elbette.
Yaşınızın 54 olduğundan bahsetmiştiniz.
Biliniz ki hiçbirzaman geç değildir.
Düşünün derim. Düne kadar neden sorgulamadınızda şimdi sorguluyorsunuz.
Yanıtı çok açıktır.
Rab doğru zamanlarda, doğru kişileri çağırır.
Bu çağrı yada sorgulama isteği sizden kaynaklanmaz.
Siz O’na değil, O size ulaşmak istemektedir.
Yüreğinizdeki bu arayış, O’nun isteğidir.
O seslenmektedir sürekli insanlara, işitememektedirler çoğunlukla.
Mat. 7:7-14 ayetleri birkez daha okuyup üzerinde düşünün.
Sorun kendinize; acaba bu ayetlerde yazılanları uygularsam ne kaybeder, ne kazanırım diye.
Doğru yürekle isteyin Rab’den… dileyin size verilecektir.
Arayın kesinlikle bulacaksınızdır.
Kapıyı çalın o kapı size açılacaktır.
Rab sizi çağırıyor kardeşim.

Sevgiyleeee