#29847
Anonim
Pasif

(R. Bornke)

Seraflar, En Yüce Olan’ın tahtının çevresindeki meleklerdi. Hiçbir şeyin Tanrı’ya yani gökteki, yerdeki ve yeraltındaki en büyük gücün tahtına bu kadar yaklaşılmasına izin verilmezdi. Yeşaya ( 6:1-3 ) göksel varlıkların Rab’be en kutsal yerde, O’nun hemen önünde hizmet ettiklerini gördü Bu yaratıklar hem paklığın örneğini hem de bunu başarmanın yolunu gösteriyorlar. Bunlar bizim örneklerimizdir.

Serafların dikkate değer özelliği altı kanatlı olmalarıydı:
-Yüzlerini örten iki kanat, onların alçakgönüllülüğünü gösteriyor.
– Ayaklarını örten iki kanat, onların paklığını gösteriyor.
-Uçmalarını sağlayan iki kanat, tapınma ve övgüyü temsil ediyor.

Birincisi, bu yüce varlıklar neden görkemli ve güzel yüzlerini örterek genç peygamber Yeşaya’nın kendilerini görmesine engel oluyorlardı ? Çünkü peygamberin öncelikle onları değil, Rab’bi görmesi gerekliydi. Seraflar ön plana geçerek Yeşaya’nın dikkatini kendi üzerlerine çekmek istemiyorlardı.

Bu yaratıkların kendileri de kutsal olmalarınna rağmen yalnızca Rab’bin kutsallığından ve yüceliğinden sözediyorlardı. Alçakgönüllülük kutsallığın bir parçasıdır.
Petrus, Yakup ve Yuhanna’nın önünde görünümü değişen İsa’dan da aynı dersi alıyoruz ( Mat. 17:1-8 ). O görkemli anda Musa ve İlyas da ortaya çıktı. Oysa öğrencilerin sadece İsa’yı gördüklerine dikkat edin – peygamberler aradan çekiliyorlar. Çünkü Baba’nın niyeti de aynıdır; öğrencilere İsrail’in iki büyük peygamberinden değil, İsa’dan söz eder. ” Sevgili Oğlum budur,O’ndan hoşnudum. O’nu dinleyin ! “

Rab’bin tüm hizmetkarları için ruhsal bir risk yatıyor. İnsanlarca tanınmak ve şöhret yapmak için mi çalışıyoruz ? Kendimizin ne kadar önemli olduğunu göstermek ve sözde büyüklüğümüzü ortaya koymak için mi yüz binlerce insanlardan oluşan toplantılar yapıyoruz ? Çarmıhın ışığı, hiçbir vaizin sahne ışığı olamaz ! İsa Mesih bize bir meslek kazandırmak için değil, kaybolanları kurtarmak için can vermiştir.

Amacımız kendinizi yüceltmek olursa, Tanrı’nın yüceliğine gölge düşürürsünüz. İnsanlar size hayran olsun diye vaaz ederseniz, Tanrı’yı görmeye gelenler yalnızca bir vaiz göreceklerdir. Büyük müjdeci ve elçi Pavlus ne dedi ? ” Müjde’yi yayıyorum diye övünmeye hakkım yok. Çünkü bunu yapmakla yükümlüyüm. Müjde’yi yaymazsam vay halime ! ” ( 1. Ko. 9:16 )

Vaftizci Yahya’nın karakteri hepimize kendimizle ilgili ciddi bir görüş kazandırmalıdır. Bazı kişiler Yahya’nın Mesih olup olmadığını merak ediyordu. Mesih bile Yahya’nın kadından doğan en büyük kişi olduğunu söyledi. Yahya’yı izleyen insanlardan daha fazlası Mesih’i izlemeye başlayınca Yahya’nın öğrencileri kıskandılar. Ama Yahya’nın kendisi kıskançlık duymadı; İsa’nın yücelmesi, kendisinin ise alçalması gerektiğini söyledi. Büyük bir kalabalık kendisine geldiğinde İsa’ya işaret etti: ” İşte ! Tanrı kuzusu ! ” dedi. Yahya’nın kendisi hakkında söylediği her şey onun alçakgönüllülüğüne işaret ediyordu. Büyüklük alçakgönüllülükle başlar ve biter. Kişinin yüzünü örtmesi bu demektir.

Rab kıskanç Tanrı’dır. Çok açık bir dille, ” Yüceliğimi bir başkasına….. vermeyeceğim.” demiştir ( Yşa. 42:8 ). Kralların Kralının huzurunda gururlanmak. Uzza’nın yaptığı gibi Tanrı’nın sandığına dokunmak demektir ( 2. Sa. 6:6-7 ). Kalabalık bir topluluk Hirodes’in bir ilah olduğunu bağırırken, kendisi hindi gibi şişiniyordu. Bu yüzden Rab’bin meleği onu vurdu. Çünkü tanrı’ya ait olan yüceliği kendine mal etmişti. İçi kurtlarca kemirilerek can verdi. Bu, günümüz doktorları tarafından bilinen korkunç bir hastalıktır ( Elç. 12:21-23 ).

Kutsal Ruh’un armağanlarını kullanma ayrıcalığına sahip insanlar özellikle dikkatli olmalıdırlar. Gösterişlere gerek yoktur. Ruhsal armağanlar, başarıya karşılık verilen Oskar ödülleri değildir. Böbürlenmek için Tanrı’nın güçlü gereçleri ile süslenmeyin. Ruhsal armağanları kendinizi güzelleştirmek için taçlar, kolyeler ve yüzükler olarak kullanmayın.

Yüreğinizdeki kapının nöbetçisi, ” Alçakgönüllülüktür. ” O nöbetyçiyi oradan alırsanız, korumasız kapıdaan düşmanın girmesine yol açarsınız.