#28071
Anonim
Pasif

BÖLÜM XXVII
Rab'bin Sofrası

I. Rab'bimiz İsa, ele verildiği gece kendi bedeninden ve kanından
oluşan, Rab'bin Sofrası adı verilen, Kendini kurban olarak
sunmasının ve ölümünün kalıcı olarak hatırlanması amacıyla
dünyanın sonuna dek Kilisesi'nde uygulanması; bunun gerçek
imanlılara getirdiği tüm yararların mühürlenmesi, onların ruhsal
beslenmesi ve O'nda büyümesi, O'na borçlu oldukları tüm
sorumluluklara daha kökten sarılmaları; O'nun gizemli bedeninin
üyeleri olarak O'nunla ve birbirleriyle olan paydaşlıklarının
bağı ve andı olması için bu sakramenti verdi.

II. Bu sakramentte, Mesih ne Babasına sunulur, ne de dirilerin ve
ölülerin günahlarının bağışlanması için gerçek bir kurban
verilmektedir. Fakat bu, Kendisini, Kendisi aracılığıyla, çarmıh
üzerinde, tüm zamanlar için geçerli olmak üzere tek bir defa
sunuşunun yalnızca anılmasıdır: Bu tören, Mesih'in kendisini
herkesin uğruna çarmıhta tek bir kez sunmasının yalnızca
anılması ve Mesih'in tüm bu yaptıkları için Tanrı'ya ruhsal
sunu olarak verilmesidir. Bu nedenle Papalığa ait olan Missa
(onların deyişiyle) kefareti, Mesih'in tüm seçilmişleri uğruna
tek bir kez kurban oluşunu derin bir şekilde zedelemektedir.
(Katolikler şarabın ve ekmeğin gerçekten de, fiziksel bir şekilde
Mesih'in kanı ve bedeni şekline dönüştüğüne ve her ayinde
Mesih'in yeniden kurban edildiğine inanırlar.)

III. Rab İsa, bu sakramentte Kendi buyruğunu insanlara duyurması;
dua edip, ekmek ve şarap öğelerini kutsaması, ve böylece onları
günlük kullanıştan alıp, kutsal kullanış için ayırması;
ekmeği alıp bölmesi, kaseyi alıp (kendileri de dahil olmak üzere)
o anda toplulukta bulunmayanlara değil fakat bu sofraya katılanlara
her ikisini de vermesi amacıyla Rabbin seçmiş olduğu ihtiyarlar
atamıştır.

IV. Yalnızca özel Missa ayinleri(Katolikler'e ait), ya da bu
sakramenti yalnızca bir Rahip ya da başka bir şey aracılığıyla
almak; Tanrı halkına vermeyi reddetmek, içindeki unsurlara
tapınmak, yücelterek hayranlıkla ortalıkta gezdirmek, sahte dini
kullanım için kullanmak gibi davranışların hepsi bu sakramentin
doğasına ve Mesih'in buyruğuna tümüyle aykırıdır.

V. Bu sakramentin Mesih tarafından buyrulan amaca uygun olarak
kullanılmak üzere ayrılan dışsal unsurları, çarmıha gerilmiş
Mesih'le öyle bir ilişki içersindedir ki bazen, gerçekten ancak
yalnızca sakramental olarak, temsil ettikleri gerçeklerin adıyla
çağrılırlar, ki bunlara Mesih'in bedeni ve kanı denir; bununla
birlikte, öz ve doğa olarak, halen daha önce oldukları gibi
gerçekten ve yalnızca ekmek ve şarap olarak kalırlar.

VI. Ekmek ve şarabın, rahibin kutsamasıyla ya da başka herhangi bir
şekilde Mesih'in bedenine ve kanına dönüştüğü öğretisi
(buna madde dönüşümü adı verilmiştir), yalnızca Kutsal Yazıya
aykırı değil, mantık ve sağ duyuya bile terstir ve bu sakramentin
doğasını hiçe saymış; çeşitli batıl inançlara ve hatta
iğrenç putperestliğe neden olmuştur.

VII. Bu sakramentteki görsel unsurları dışsal olarak almış layık
kişiler, böylece, çarmıha gerilmiş olan Mesih'ten ve O'nun
ölümünün tüm yararlarından iman aracılığıyla içsel olarak,
gerçekten, ancak dünyasal ya da bedensel olarak değil, ruhsal olarak
alır ve beslenirler: Mesih'in bedeni ve kanı, böylece, fiziksel ya
da dünyasal olarak ekmek ve şarabın içinde, onlarla beraber ya da
onların altında değildir; bunun yanında bu sakramente
katılanların dışsal algılarının bu unsurları algılaması gibi,
gerçekten ancak ruhsal olarak bu kişilerin imanlarına bu beden ve
kan açık şekilde görünmektedir.
VIII. Ne yaptıklarının farkında olmayanlar ve kötü insanlar, bu
sakramentteki dışsal unsurları alsalar bile, bunların
simgeledikleri şeylere ortak olmamaktadırlar; ancak layık olmayarak
bu sofraya geldiklerinden, Rab'bin bedenine ve kanına karşı suç
işlemekten suçludurlar ve kendi üzerlerine lanet getirirler. Bu
nedenle tüm imansız ve tanrısızlar O'nunla paydaşlıktan tat
alma konumunda olmadıklarından, Rab'bin sofrasına da layık
değildirler ve Mesih'e karşı büyük bir günah işlemeden, bu
durumlarıyla bu kutsal gizlerden alamazlar, ya da katılmalarına
izin verilmez.