#28757
Anonim
Pasif

Dini Tapınış ve Sept Günü

I. Doğanın ışığı, herşey üzerinde Rab ve kadir olan, iyi olan ve herkese iyilik yapan, ve bu nedenle tüm yürekle, ve tüm canla, ve tüm güçle korkulması, sevilmesi, övülmesi, çağrılması, güvenilmesi ve hizmet edilmesi gereken bir Tanrı olduğunu göstermektedir.[1] Ne var ki; gerçek Tanrı’ya sunulan ibadet biçimi, Tanrı’nın kendisi tarafından belirlenmiş ve kendi açıklanan isteği ile sınırlanmıştır, öyle ki O’na, insanların hayal gücüne ve insansal şekillerle ya da Şeytan’ın ileri sürdüğü gözle görülen nesnelerle ya da Kutsal Yazıda tanımlanmayan başka herhangi bir biçimlerde tapınılamaz.[2]

II. Dini tapınış yalnızca Tanrı’ya – Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’a sunulmalıdır; ve yalnızca O’na sunulmalıdır;[3] meleklere, azizlere ya da başka bir yaratığa sunulamaz:[4] ve düşüşten bu yana ne bir Aracı olmaksızın; ne de Mesih dışında başka herhangi birinin aracılığıyla yapılabilir.[5]

III. Şükranla birlikte sunulan dua, dini tapınışın özel bir parçası olup,[6] tüm insanlarca yapılması Tanrı tarafından şart koşulmuştur:[7] ve kadul edilmesi için Oğul’un ismiyle,[8] Ruhunun yardımıyla,[9] O’nun iradesine uygun olarak,[10] anlayış, saygı, alçakgönüllük, içtenlik, iman, sevgi, ve katlanışla;[11] ve eğer sesli bir şekilde yapılıyorsa, kişi tarafından bilinen bir dilde dua edilmelidir.[12]

IV. Yasal olan şeyler için;[13] ve şu anda yaşamakta olan ya da bundan sonra yaşayacak olan her tür insan için dua edilebilir:[14] fakat ne ölmüş olanlar,[15] ne de ölüme götüren günahı işledikleri bilinen kişiler için dua edilebilir.[16]

V. Farklı vakit ve mevsimlerde, kutsal ve dini bir tavırla yerine getirilmesi gereken[17] dini yeminlerin,[18] dini adakların,[19] ciddi oruçların,[20] ve özel durumlarda sunulan şükranların[21] yanı sıra, Kutsal Yazıların tanrısal bir korkuyla okunması,[22] Söz’ün anlayış, iman ve saygıyla Tanrı’ya itaat ederek vicdanen dinlenmesi [23] ve doğru bir şekilde vaaz edilmesi,[24] lütuf dolu bir yürekten mezmurlar söylenmesi;[25] ve ayrıca Mesih tarafından verilmiş sakramentlerin doğru bir şekilde verilmesi ve layık bir şekilde alınması, olağan dini tapınışın parçalarıdır.[26]

VI. Ne dua, ne de dini tapınmanın diğer kısımları artık Müjdenin altındadır, ne de Müjde’ye bağlıdır, ne de tapınışın yapıldığı yer veya yöneltildiği hedef onu daha kabul edilebilir kılar:[27] fakat Tanrı’ya her yerde,[28] ruhta ve gerçekte;[29] gündelik bir şekilde[30] aile içerisinde[31] olduğu gibi, gizlilikte, her bir kişi kendi başına[32] tapınmalıdır; bu nedenle daha güçlü olarak genel toplantılarla da Tanrı’ya tapınılmalıdır, ki Tanrı tarafından Sözü ya da sağlayışı aracılığıyla kişiler bunları yapmaya çağrıldıklarından tüm bunlar dikkatsizce ya da bilinçli olarak ihmal edilmemeli ya da bırakılmamalıdır.[33]

VII. Genel olarak, Tanrı’ya tapınış için uygun biz zaman diliminin bir kenara ayrılması doğanın yasası olduğundan, Tanrı da Sözü’nde, olumlu, ahlaki ve kalıcı bir buyrukla tüm çağlardaki tüm insanları buna bağlayarak, özellikle yedi günden birini, Sept günü olması ve Kendisine takdis edilmesi için belirlemiştir:[34] ki bu da dünyanın başlangıcından Mesih’in dirilişine dek haftanın sonuncu günü olmuş; ve Mesih’in dirilişinden beri haftanın birinci günü olmak üzere değiştirilmiştir,[35] ki Kutsal Yazılar’da buna Rab’bin Günü adı verilir,[36] ve dünyanın sonuna dek Hıristiyan Sept’i olarak tutulmalıdır.[37]

VIII. Bu nedenle, kişilerin yüreklerini uygun bir şekilde hazırlamasından ve güncel işlerini daha önceden ayarlayıp, düzenlemesinden sonra yalnızca tüm işlerinden, sözlerinden, ve dünyasal iş ve etkinliklerine ilişkin düşüncelerinden gün boyunca kutsal bir dinlenmeye çekilmesiyle değil,[38] fakat tüm bu zamanı toplu ve kişisel Tanrı tapınışında ve yapılması gerekli olan ve diğer merhamet eylemlerini yapmakla geçirmeleriyle bu Sept, Rab’be takdis edilmiş olur.[39]


[1] Rom. 1:20; Elç.İşl. 17:24; Mez.119:68; Yer. 10:7; Mez. 31:23; Mez. 18:3; Rom. 10:12; Mez. 62:8; Yeşu 24:14; Markos 12:33

[2] Tes. 12:32; Matta 15:9; Elç.İşl. 17:25; Matta 9:9-10; Tes. 15:1-20; Çık. 20:4-6; Kol. 2:23

[3] Matta 4:10; Yuh. 5:23; 2.Kor. 13:14

[4] Kol. 2:18; Esin. 19:10; Rom. 1:25

[5] Yuh. 14:6; 1.Tim. 2:5; Ef. 2:18; Kol. 3:17

[6] Fil. 4:6

[7] Mez. 65:2

[8] Yuh 14:13-14; 1.Pet. 2:5

[9] Rom. 8:26

[10] 1.Yuh. 5:14

[11] Mez. 47:7; Vaiz 5:1-2; İbr. 12:28; Tek. 18:27; Yak. 5:16; Yak. 1:6-7; Markos 11:24; Matta 6:12,14-15; Kol. 4:2; Ef. 6:18

[12] 1.Kor. 14:14

[13] 1.Yuh. 5:14 (bak. Dipnot 10)

[14] 1.Tim. 2:1-2; Yuh. 17:20; Sam. 7:29; Rut 4:12

[15] 2.Sam. 12:21-23; Luka 16:25-26; Esin. 14:13

[16] 1.Yuh. 5:16

[17] İbr. 12:28

[18] Tes. 6:13; Neh. 10:29

[19] İşa. 19:21; Vaiz 5:4-5

[20] Yoel 2:12; Est. 4:16; Matta 9:15; 1.Kor. 7:5

[21] Mez. 107; Est. 9:22

[22] Elç.İşl. 15:21; Es. 1:3

[23] Yak. 1:22; Elç.İşl. 10:33; Matta 13:19; İbr. 4:2; İşa. 66:2

[24] 2.Tim. 4:2

[25] Kol. 3:16; Ef. 5:19,13; Yak. 5:13

[26] Matta 28:19; 1.Kor. 11:23-29; Elç.İşl. 2:42

[27] Yuh. 4:21

[28] Mal. 1:11; 1.Tim. 2:8

[29] Yuh. 4:23-24

[30] Matta 6:11

[31] Yer. 10:25; Tes. 6:6-7; Eyüp 1:5; 2.Sam. 6:18,20; 1.Pet. 3:7; Elç:İşl. 10:2

[32] Matta 6:6; Ef. 6:18

[33] İşa. 56:6-7; İbr. 10:25; Sül.Mes. 1:20-21,24; Sül.Mes. 8:34; Elç.İşl. 13:42; Luka 4:16; Elç.İşl. 2:42

[34] Çık. 20:8,10-11; İşa. 56:2,4,6-7

[35] Tek. 2:2-3; 1.Kor. 16:1; Elç.İşl. 10:7

[36] Esin. 1:10

[37] Çık. 20:8,10; Matta 5:17-18

[38] Çık. 20:8; Çık. 16; 23,25-26,29-30; Çık. 31:15-17; İşa. 63:13; Neh. 13:15-19,21-22

[39] İşa. 63:13; Matta 12:1-13

Yasaya Uygun Yeminler

I. Yasal yemin, dini tapınışın bir parçasıdır;[1] öyle ki kişi uygun bir durumda bunu yapmakla kesin bir şekilde yemin ederek Tanrı’yı bu iddia ya da vaatlere tanıklık edip, yemin ettiği şeylerin doğruluğuna ya da yanlışlığına göre kendisini yargılamaya çağırır.[2]

II. Tanrı’nın ismi, insanların üzerine yemin etmeleri gereken tek isimdir; ki bu isim de tüm kutsal korku ve saygıyla kullanılmalıdır.[3] Bu nedenle o görkemli ve korkunç isim üzerine boş yere ya da gelişi güzel yemin etmek; ya da başka her hangi bir şey üzerine yemin etmek günahtır ve bundan nefret edilmelidir.[4] Ancak büyük önem ve ağırlık taşıyan zamanlarda, yemin etmek, hem eski hem de yeni antlaşmada Tanrı Sözü tarafından onaylanmaktadır;[5] bu nedenle bu gibi konularda yasal bir otorite tarafından talep edildiğinde bu yasal yemin edilmelidir.[6]

III. Yemin eden kişi, böylesine ciddi bir eylemin ağırlığının farkında olmalıdır, ve bunu yaparken de hakkında yemin ettiği şeylerin doğruluğundan tamamıyla emin olmalıdır:[7] aynı şekilde kişi, yemin ederek kendisini iyi ve adil olan, ve böyle olduğuna inandığı, ve yapabileceği ve yapmaya karar verdiği şeyin dışındaki hiçbir şeye kendini bağlayamaz.[8] [9]

IV. Çoğul anlam taşımayan, açık ve düz anlamlı sözcükler kullanılarak, düşüncede şüpheye düşmeden yemin edilmelidir.[10] Günah işlenmesini gerektiren bir şey için yemin edilemez ancak günahsız olan herhangi bir şey için yemin edildiğinde, kişiyi, sonunda kendisinin zarar görmesi pahasına sözünü yerine getirme yükümlülüğüyle bağlayacaktır.[11] Ayrıca sapkınlara ya da tanrısızlara karşı bu yemin edilmiş olsa dahi, bozulamaz.[12]

V. Adak, vaatsel yemin ile benzer bir doğaya sahiptir, ve aynı dini itina ile adanmalı, ve aynı sadakatle yerine getirilmelidir.[13]

VI. Herhangi bir yaratığa değil yalnızca Tanrı’ya yemin edilebilir:[14] ve kabul edilebilmesi için gönüllü olarak, imanla ve sorumluluk vicdanıyla, alınmış olan merhamete duyulan şükran tavrıyla ya da istediğimiz bir şeyi almak amacıyla edilmelidir; böyle yapmakla kişi kendini bazı yükümlülükler altına ya da Tanrı Sözü’ne uyduğu sürece diğer sorumluluklar altına sokar.[15]

VII. Hiçbir insan, Tanrı Sözü’nde yasaklanmış olan, ya da Söz’ün içindeki bir buyruğun yerine getirilmesine engel teşkil edecek olan, ya da kişinin kendi gücünü aşan, ve yapmaya yemin ettiği şeyi gerçekleştirmesi için yeterli kılınacağına dair Tanrı tarafından kendisine hiç bir söz verilmemiş olan bir şeyi yapmaya yemin edemez.[16] Bunun ışığında, daimi bekar yaşam, bilinçli fakirlik ve normal itaat antları gibi papalık ve manastır yeminleri, daha yüksek yetkinlik seviyeleri olmaktan çok uzaktırlar, öyle ki, tersine bunlar, hiçbir Hıristiyanın kendisini altına sokmaması gereken batıl ve günahlı kötülüklerdir.[17]


[1] Tes. 10:20

[2] Çık. 20:7; Lev. 19:12; 2.Kor. 1:23; 2.Tar. 6:22-23

[3] Tes. 6:13

[4] Çık. 20:7; Yer. 5:7; Matta 5:34,37; Yakup 5:12

[5] İbr. 6:16; 2.Kor. 1:23; İşa. 65:16

[6] 1.Kr. 8:31; Neh. 13:25; Ez. 10:5

[7] Çık. 20:7; Yer. 4:2

[8] Tek. 24:2-3,5-6,8-9

[9] Bilinçli olarak boş bırakılmıştır.

[10] Yer. 4:2; Mez. 24:4

[11] 1.Sam. 25:22,32-34, Mez. 15:4

[12] Hez. 17:16,18-19; Yeşu 9:18-19; 2.Sam. 21:1

[13] İşa. 19:21; Vaiz 5:4-6; Mez. 61:8; Mez. 66:13-14

[14] Mez. 76:11; Yer. 44:25-26

[15] Tes. 23:21-23; Mez. 50:14; Tek. 28:20-22; 1.Sam. 1:11; Mez. 66:13-14; Mez. 132:2-5

[16] Elç.İşl. 23:12,14; Markos 6:26; Say. 30:5,8,12-13

[17] Matta 19:11-12; 1.Kor. 7:2,9; Ef. 4:28; 1.Pet. 4:2; 1.Kor. 7:23

Hükümetler

I. Tüm dünyada en yüce Rab ve Kral olan Tanrı, kendi yüceliği ve halkın iyiliği için insanların üzerinde hükümetler yerleştirmiştir: ve bu nedenle de onları, iyilerin korunması ve teşvik edilmesi, kötülerin ise cezalandırılması için kılıcın gücüyle ile silahlandırmıştır.[1]

II. Bir hükümet kademesinde görev yapmaya çağrılırlarsa, Hıristiyanların bunu kabul etmeleri yasaldır:[2] bu görevin yapılması sırasında kutsallığı, adaleti ve esenliği toplum yararı için konulmuş yasalara uygun olarak korumaya özellikle dikkat etmelidir;[3] dolayısıyla bu amaca hizmet etmek üzere, artık yeni antlaşma altında olarak, adil ve gerekli durumlarda yasal olarak savaşa girebilirler.[4]

III. Hükümetler, Söz’ün ve sakramentlerin yönetimlerini;[5] ya da göklerin egemenliğinin anahtarlarını kendi yetkilerine alamazlar;[6] ya da imanla ilgili konulara en küçük şekilde bile karışamazlar.[7] Bununla birlikte hepimizin ortak Rabbi olan Tanrı’nın Kilisesini, Hıristiyan mezhepler arasında ayrım yapmadan, tüm kilise görevlilerinin her hangi bir şiddet ya da tehlike içinde olmaksızın kutsal görevlerinin her kısmını tamamıyla, özgürce, ve şüphesiz olarak yerine getirmenin verdiği zevkle yaşamasını sağlayacak bir tavırda hükümetler, bakan ve yetiştiren babalar olarak, Rabbimizin topluluğunu korumalı ve gözetmelidir.[8] Ve İsa Mesih, kendi Kilisesi’nde düzenli bir yönetim ve disiplin oluşturduğundan, toplumun yararına konulmuş hiçbir yasa, kendi ikrar ve inançlarına göre farklı mezheplere gönüllü olarak üye olan Hıristiyanlar arasındaki bu yönetim ve disipline karışamaz, bunu kendi yetkisi altında sayma yoluyla bu Hıristiyanlar arasında uygulanmasına izin veremez, ya da mani olamaz.[9] Kendi yetkisi altındaki tüm insanları ve bu kişilerin şanlarını, gerek din gerek dinsizlik nedeniyle hiç kimsenin zarar görmeyeceği, onurunun kırılmayacağı, şiddete, haksızlığa ya da fiziksel yaralanmalara maruz kalmayacağı şekilde korumak: ve tüm dini ve kilisesel toplantıların saldırı ya da kesintiye uğramaksızın yapılmasını sağlamak için gerekli önlemleri almak hükümetin sorumluluğudur.[10]

IV. Hükümetler için dua etmek,[11] yönetimde bulunanlara saygı göstermek,[12] vergilerini ve diğer gerekleri ödemek,[13] kanunlara uymak ve yetkililere boyun eğmek vicdan nedeniyle kişilerin görevidir.[14] Dinsizlik ya da din farklılığı hükümetin adil ve yasal yetkisini geçersiz kılmaz; ne de insanları bu yönetimlere boyun eğme yükümlülüğünden özgür kılar:[15] ayrıca, kilisesel görevliler bunun kapsamı dışında değildirler,[16] ne bu yönetimlerin yetkisi ne de onların hükmü altında olan insanlar üzerinde Papa’nın yetki ve yargı hakkı vardır; tüm bunlardan da öte, sapkın oldukları yargısıyla ya da başka bir fikir üzerine Papa’nın onları yetkilerinden ya da yaşamlarından alı koyma yetkisi yoktur.[17]


[1] Rom. 13:1-4; 1.Pet. 2:13-14

[2] Sül.Mes. 8:15-16; Rom. 13:1-2,4

[3] Mez. 2:10-12; 1.Tim. 2:2; Mez. 82:3-4; 2.Sam. 23:3; 1.Pet. 2:13

[4] Luka 3:14; Rom. 13:4; Matta 8:9-10

[5] 2.Tar. 26:18

[6] Matta 18:17; Matta 16:19; 1.Kor. 12:28-29; Ef. 4:11-12; 1.Kor. 4:1-2; Rom. 10:15; İbr. 5:4

[7] Yuh. 18:36; Elç.İşl. 5:29; Ef. 4:11-12

[8] İşa. 49:23; Rom. 13:1-6

[9] Mez. 105:15; Elç.İşl. 18:14-15

[10] Rom. 13:4; 1.Tim. 2:2

[11] 1.Tim. 2:1-2

[12] 1.Pet. 2:17

[13] Rom. 13:6-7

[14] Rom. 13:5;Tit. 3:1

[15] 1.Pet. 2:13-14,16

[16] Rom. 13:1; 1.Kral. 2:35; Elç.İşl. 25:9-11; 2.Pet. 2:1,10-11; Yah. 8-11

[17] 2.Sel. 2:4; Es. 13:15-17