#28994
Anonim
Pasif

On yaşındayken babamla birlikte hobi olarak radyo operatörlüğü öğrenmeye başladım. İkimiz de mors alfabesinin temellerini öğrendik ve amatör lisanslarımızı almak için basit bir sınava girdik. Çok geçmeden dünyanın her yanındaki radyo operatörleriyle şifreli iletişim kurabilmeye başlamıştık. Yayın odamızın duvarları İngiltere, Güney Amerika ve Madagaskar’dan gelen kartpostallarla kaplamıştı.

On bir yaşıma geldiğimde genel lisans almak için çalışmaya başladık. Bu kolay bir iş değildi. Çalışmamız gereken ders kitabı epey kalındı. Elektroniğin ve iletişimdeki bir sürü dönüşüm devresi kuralının temellerini öğrenmemiz ve mors alfabesi hakkındaki bilgimizi dakikada beş sözcükten on sözcüğe çıkartmamız gerekiyordu. Sınavın mors alfabesiyle ilgili kısmında, beş dakika boyunca aynı hızla ve hata yapmadan bir mesaj yollayıp almamız gerekiyordu. Sınavın yazılı kısmı bir saatten uzun sürdü. Ben ise üç kez girdim, ama sonunda Teksas’ın en genç genel radyo operatörü unvanını aldım !

Bu, yirmi sekiz yıl önceydi. Bugün mors alfabesini duyduğumda mesaj değil, bir gürültü duyuyorum ! Onu kullanmayı bıraktığım için bildiklerimin çoğunu da unuttum.

Matta 13:12-15’de İsa bunu ruhsal bir ilke olarak dile getirir:

Çünkü kimde varsa, ona daha çok verilecek, bolluğa kavuşturulacak. Ama kimde yoksa, elindeki de alınacak. Onlara benzetmelerle konuşmamın nedeni budur. Çünkü ” Gördükleri halde görmezler. Duydukları halde duymaz ve anlamazlar.” Böylece Yeşaya’nın peygamberlik sözü onlar için gerçekleşmiş oldu: ” Duyacak duyacak, ama hiç anlamayacaksınız, bakacak bakacak, ama hiç görmeyeceksiniz ! Çünkü bnu halkın yüreği duygusuzlaştı, kulakları ağırlaştı. Gözlerini kapadılar. Öyle ki , gözleri görmesin, kulakları duymasın, yürekleri anlamasın ve bana dönmesinler. Dönselerdi, onları iyileştirirdim. ( J. K. )

Rabbin sevgisi ve ışığı sizinle olsun.rabbe hamdolsun