#28517
Anonim
Pasif

( M. YOUSSEF )

‘Çünkü savaşımız insanlara karşı değil, yönetimlere, hükümranlıklara, bu karanlık dünyanın güçlerine, kötülüğün göksel yerlerdeki ruhsal ordularına karşıdır’ (Ef.6:12).

Şeytanın hiyerarşisine ek olarak aklımızda tutmamız gereken üç gerçek vardır:

1- Düşmanın orduları, Tanrı’nın verdiği tüm güçleri elinde bulunduruyor.
2- Her durumda bizi etkilemeye çalışıyor .

3- Bu ordu her yandan bizi kuşatmış durumdadır.

Şeytan her yerde olamadığı zamandan beri, kötü ordularını emirlerini yerine getirmeleri için gönderiyor. Şunu hatırlamalıyız ki kötü ruhlar bizler gibi belli saatlerde çalışıp belli saatlerde uyumazlar. 24 saat hizmettedirler. Disiplinli, düzenli ve Şeytan’ın her isteğini yumuşak başlılıkla yerine getiren topluluklardır. Onların bu düzeni bize, bizim de 24 saat ayık olmamız gerektiğini gösteriyor. Yapmamız gereken, ayık ve uyanık durup, kendimizi korumaktır. Rab’bin metotlarını takip edersek, onun karşısında başarıyla durabiliriz.

Hristiyanlar Şeytan’a karşı gelmedikçe ve onun elinde oyuncak oldukça, aslında düşmanla arkadaş gibi samimi olurlar.. Petrus İsa’nın çarmıha gitmesini önlemeye çalışırken, İsa onu şöyle azarladı : ‘Çekil önümden, Şeytan ! Bana engel oluyorsun. Düşüncelerin Tanrı’ya değil, insana özgüdür’.

Petrus burada şeytana yardım etmek gayesinde değildi ama aslında yaptığı buydu. Düşman Petrus’u bile kullanırsa , bir çoğumuzu da bu şekilde kullanabilir.

Belki bu noktada bunun korkunç olduğunu düşünüyorsunuz. Aslında öyle ama sadece İsa’ya ait olmayanlar için geçerli. Fakat Tanrı’nın çocukları için bu korkunç olmamalı. En önemli haber şudur : İçinizdeki Kutsal Ruh’u söndürmeyin. Tanrı’ya ve Tanrı’nın Sözü’ne sadakatsizlik etmeyen, Tanrı’nın sadık hizmetkarlarını koruyan ve zaferden zafere koşması için onları güçlendiren melekler vardır. Siz onları göremeyebilirsiniz ama aslında onlar her zaman çevremizi sararlar. Onlar Tanrı’nın hayatınızdaki planını uyguluyorlar.Onlar sadakatle sizi korumak, sizi kaldırmak için cennete gidinceye kadar yanınızda olurlar. Neden? Çünkü siz kurtuluşun mirascısısınız; prens ve prensesler. Tanrı’nın çocuklarısınız.