#28250
Anonim
Pasif

Modern Dünya Görüşü:
18. yy.’da Batı düşünüşünde bir değişme meydana geldi (Aydınlanma Dönemi). Bu aydınlanmanın özde Batıya getirmiş olduğu şey şudur: Yeni bir dünya ve yeni bir bakış açısı kazandırmak. Dünya konusundaki bakış açısı şudur:

Başlangıçta bu düşünce Tanrı’yı reddetmedi. Sadece Tanrı’nın bu dünya için geçerli olmadığını ya da uyumsuz olduğu sonucuna vardı. Şöyle dediler: “Tanrı belki var, belki de yok ama her iki durumda da önemli değil”. İşte, bu düşüncenin sonucunda Modern bilim ortaya çıktı. Bu kesik dairenin kapalı olduğu düşüncesi ortaya çıktı. Tüm dünya içindeki bu gerçeklerin sebep-sonuç ilişkisini bilimin açıklamasıyla tam olarak anlaşılabileceğini söylediler. Artık dünyanın nasıl işlediğini açıklamak için, Tanrı faktörüne ihtiyacımız olmadığını, modern bilimin her şeyi açıkladığı düşüncesi hasıl oldu.

Bundan ötürü ‘eğer Tanrı var idiyse; dışarılarda bir yerde, kendi başına ve dünya ile ilişkisi olmayan’ bir şeydi. Ve bu yeni dünya bakışı anlayışıyla, yeni bir tarih anlayışı da ortaya çıktı. Bilimin ortaya çıkardığı bu optimism karşısında bile hala, tarihin belirli bir amacı olduğu inancı kendini korudu. Ama artık bu amaç, Tanrısal bir amaç olarak değil, insan ilerleyişi ya da gelişimi olarak algılanıyordu. Ve artık bizler Batıda bilimin her soruya cevap verebileceği ve teknolojinin her şeye çözüm bulabileceğini düşünerek, kendimize bir ütopya yaratıyoruz. İşte böylece de, insan iyiliğinden ve esenliğinden oluşan kendi egemenliğimizi oluşturuyoruz. Bu şekil sonucunda ortaya çıkan şey de, ‘tarihin gerçek anlamı zaten Tanrı’dan ayrı olarak tarih içerisinde bulunan bir amaçtır’ yani “Tarihe anlamını kazandıran Tanrı’dır” dediğimiz görüşün tam tersinidir. Ve zaman çizgisi ilerledikçe her şey bilim ve teknolojinin vaat ettiği iyiliklerin ortaya çıkmasıyla, gelişmeye doğru ilerliyor. Toparlamak gerekirse, Batı düşünceleri Türkiye’ye geldikçe sizlerin, bu tür bir eskatolojik bakış açısına Müjde’nin nasıl cevap verdiğini, neler söylediğini bilmeniz gerekir.