#28249
Anonim
Pasif

Tarih Hakkında Farklı Görüş Açıları:

Kutsal Kitap Bakış Açısı:

Bizler Tanrı’nın yaratılışının içinde yaşıyoruz. Sırf şekil için söylemek gerekirse; bir sürü gerçeğin bulunduğu bir dünyada yaşamımızı sürdürüyoruz. Şekilde gerçeklerle dolu bir dünya var. Tüm gerçeklerin kendi varlıklarını ve anlamlarını daha büyük ve en büyük olan bir gerçekten aldığını biliyoruz. Ve bu büyük gerçek de Tanrı’dır. Tanrı dünyamızın ve tüm gerçeklerin kaynağıdır. Tüm gerçeklere anlam veren, Tanrı’nın Kendi amacıdır. Bu yüzden yaratılış tüm anlamını ve amacını Tanrı’dan alır. Şekildeki dairenin çizgilerinin arası kesik çizgilerden oluşuyor.

Bunun sebebi Tanrı ile yaratılışının, bir Antlaşma (Ahit) ilişkisi içerisinde yaşıyor olmasındandır. “Tanrı ve yaratılışı bir ilişki içerisinde yaşar” dediğimizde genel olarak insanların, Tanrı ile bir ilişki içinde yaşadığını tanımlarız. Hatırlamamız gereken diğer şey ise, Tanrı’nın yaratmış olduğu dünyayı sevmesidir. Tanrı tüm evreni, Kendi görkeminin ilan edilmesi ve gösterilmesi için adeta bir sahne olarak yaratmıştır. Çoğu zaman Mezmurlar’da tüm yaratılışın Tanrı’nın sevgisine ve ilgisine cevap verdiğini fark ederiz. Bu yüzden de tüm yaratılış Tanrı’ya karşı açıktır. Tanrı, yaratılışın içindedir ve onunla ilişkidedir. Güneşin her gün doğup-batmasında Tanrı’nın sağlayışını, yağmurun yağmasında ya da bir çiçeğin büyümesinde Tanrı’nın yaratılışı ile yakından ilgilendiğini görürüz. Hristiyanlar için, Tanrı’nın yaratılışı ile ilgilendiğine en çarpıcı örnek belki de mucizeleridir. Tanrı’nın, halkı geçebilsin diye Kızıldenizi ortadan ayırması, İsa’nın suyu şaraba çevirmesi, Lazar’ı ölümden diriltmesi… Tanrı yaratılışı ile ilişkide ve yaratılışın içindedir. Tüm bunlardan çıkardığımız anlam şudur: Tarih, Tanrısal amaçla doludur. Tanrı tarih içerisinde çalışırken aslında tüm tarihi, amaçladığı hedefe getiriyor. Bunu anlamamızın bir başka önemi de dünyaya günahın girdiğini bilmemizden kaynaklanmaktadır. Günah Tanrı’nın amacını engelleyecek mi? Şeytan kazanacak mı yoksa insan içinde bulunduğu bu başkaldırıyla Tanrı’ya karşı durabilecek mi?

Kutsal Kitab’ın bunlara yanıtı ‘Hayır, ne insan ne de şeytan kazanacak’dır. Ama Tanrı’nın bu tarih için belirlemiş olduğu amaç, mutlaka hedefe ulaşacaktır. Göklerin Egemenliğinin gelişine kadar, bu Tanrısal amaç mutlaka yerine gelecektir. Yani amaç budur. Burada hatırlamamız gereken Hristiyan bakış açısına göre çok önemli bir şey de tarihin içerisinde anlam bulunduğu değil, anlamın tarih içerisine girmesidir, tarihe anlam kazandırılması olayıdır. Tarihe anlamını, amacını kazandıran Tanrı’dır. Yaratılışı için belirlediği iyi amacı ortaya çıkarmak üzere tarihi şekillendiren Tanrı’nın kendisidir. Bu, Kutsal Kitap’a uygun bir bakış açısıdır ya da bir başka şekilde söylemek gerekirse bu, Kutsal Kitap eskatolojisinin bir özetidir.

Şimdi özetlemek istediğim bakış açısı ise; Batının sahip olduğu, dinsel olmayan. (Yani Kutsal Kitab’ı ele alırken; Tanrı’yı işin içine katmayan) bir bakış açısıdır. Bu bakış açılarından sizlere söz etmemin sebebi; bu soruna maruz kaldığınız için değil; ama Türkiye Batılılaştıkça, Müjde’nin paylaşımı esnasında karşılaşabileceğiniz engellerden birkaçı bunlar olabilir diye bunları söylemek istiyorum. Çünkü Batı kültürü dinsel olmayan bir eskatoloji üzerine kuruludur. Ve Batı kültürü ve düşünüşü Türkiye’ye geldikçe; dinsel olmayan bu bakış açısı da gelecektir.