#29704
Anonim
Pasif

Meleklerin Doğası
(Yazar: Hanspeter Tiefenbach)

Hollandalı Corrie Ten Boom ve kardeşi Betsy, Almanlar’ın toplama kampına götürülmüşlerdi. Çok soğuk bir havada iki gece dışarıda bırakıldıktan sonra , kampın büyük meydanına getirildiler. Alanda tutuklu olanlardan alınan giysiler sürekli büyüyen bir yığın oluşturmuştu. Elbiselerini bırakmak zorunda kalan kadınlar yıkanmak üzere duş odalarına sürüklendiler. Giysilerinin yerine onlara verilen ise sadece ince bir keten etek ve tahta nalındı.

Corrie çok hassas bünyesi olan kardeşini ısıtmak için kendine doğru çekip sürekli dua etti. Bir SS onlara ‘giysilerinizi daha neden vermediniz, şimdi size gösteririz’ diyerek üzerlerine yürüdü. Başlarına gelenlere dayanabilmek için Rab’den yardım ve güç için istekte bulundular. Sonra Betsy hazır olduğunu söyledi. İkisi birlikte binaya doğru ilerlediler.

Binanın içine girerken üzerlerindeki her şey onlardan alındı. Corrie tuvaleti sorunca ona duş odasında açılmış bir çukur gösterdi. Betsy’nin yanındayken birden içinden bir ses ona, ‘ondan yünlü iç çamaşırlarını çıkarıp vermesini iste ve onu sakla’ dedi. Betsy’ye sadece ‘Rab dualarımıza cevap vermekte’ diye fısıldadı. Duş odasından çıkarken yünlü iç çamaşırını kampta alıp giydiği ince keten elbisesinin altına sakladı. İçinden, Ya Rab, görevliler onu görmesinler. Beni meleklerinle çepeçevre sar ve onları gözle görünmez olarak gönderme ki, onların arkasında görünmeyeyim ve kapıdakiler beni farketmesinler’ diye yakardı. Coorie Ten Boom, ‘kapıdan geçen herkes sıkı bir kontrolden geçmek zorundaydı’ diye anlatmaya devam ediyor. Hiç bir şey nöbetçilerin gözlerinden kaçmıyordu. Ten Boom kardeşlerin önünde kontrol noktasına gelen bir kadının üzerinde saklanmış giysisi hemen bulundu. Corrie ise farkedilmemişti. Betsy’de arandıktan sonra dışarıda bir ikinci kontrol noktasına gelmişlerdi. Orada yer alan görevli kadınlar geçen herkesin üstünü didik didik aradılar. ‘Ben onların arasından geçerken melekler beni korudu’ diyor Corrie ve ‘yüreğimde sevinçle dolu bir haykırışın yanında Rab’be: ‘Ya Rab, sen dualarımı böylesine yanıtlarsan Ravensbrück kampına bile dayanabileceğimden eminim!’ diye şükrettiğini yazıyor.

Rab gerçekten bugün halen bunları yapıyor mu? Kutsal Kitap bunu doğruluyor. Hatta bu tür şeylerin TANRI’NIN MELEKLERİ için birer çocuk oyuncağı olduğunu gösteriyor.

Ama melekler nedir? Onların doğasını nasıl anlayabiliriz? Kutsal Kitap’ın bu konuda söylediklerine baktığıımızda şunları öğrenebiliriz:

Melekler yaratılmış varlıklardır

Melekler her zaman var olmamıştı. Billy Graham’ın melekleri konu eden kitabında dediği gibi: ‘Bir zamanlar melekler yoktu, çünkü tekteüç, üçtetek olan BABA, OĞUL VE KUTSAL RUH’tan başka var olan bir şey yoktu’. Melekler de Tanrı’nın yarattığı evrenin bir parçasıdır. Melekleri: ‘Göklerin ordusu’ diye nitelendiren bir paragrafta Ezra şöyle diyor: ‘Sen, yalnız sen Rabsin; gökleri, göklerin göklerini ve bütün ordularını.. yarattın ve göklerin ordusu sana secde kılar’ (Nehemya 9:6). Mezmur 148:2-5’te şöyle yazar TANRI’YI överken meleklerinin yaratılışlarını ‘Ey bütün melekleri O’na hamdedin; ey bütün ordusu O’na hamdedin! RABBİN ismine hamdetsinler; çünkü O buyruk verince, var oldular sözleriyle dile getirir.

Okuduğumuz bu ayetlere göre melekler TANRI tarafından yaratılmış varlıklardır. Onlar ne ‘big bangın (büyük patlamanın) sonuçları ne de yavaş yavaş gelişen bir evrimin ürünüdürler.

Birçoklarının düşündüğü gibi melekler ölmüş olan insanlardan ayrılmış ruhlar da değildirler. Yani bir insan öldüğü zaman meleğe dönüşecek diye bir şey yoktur. Batı dünyasında bu tür hikayeler çocuklara anlatılır. İnsanlar böyle anlatımlardan sevdikleri birini kaybettikleri zaman belki bir teselli bulabilirler, ama bu tür düşünceler Kutsal Kitap’ın öğretisine ters düşmektedir. Öldükten sonra Tanrı’nın huzuruna çıkan imanlılarla, meleklerin ayrı varlıkları olduğunu İbraniler Mektubunda bulunan şu sözlerden anlayabiliyoruz:

‘Hayır, yaklaştığınız dağ Sion Dağı, diri Tanrı’nın kenti, Göksel Yeruşalim, sayısız meleğin sevinçle kutlamaya katıldığı yerdir. Kutlama için toplananlara, göklerde adı yazılı ilk doğanların kilise topluluğuna, herkesin yargıcı olan TANRI’ya ve yetkinliğe erdirilen doğru kişilerin ruhlarına yaklaştınız’ (İbraniler 12:22-23).

Pavlus Tanrı’nın her şeyi, görünen ve görünmeyeni Mesih’te ve O’nun için yarattığını yazar. Ondan sonra da özellikle melek dünyasını da içeren şu sözleri söyler:

‘Nitekim gökte ve yeryüzünde görünen ve görünmeyen şeyler, tahtlar, egemenlikler, yönetimler ve hükümranlıklar, her şey O’nda yaratıldı. Her şey O’nun aracılığıyla ve O’nun için yaratılmıştır’ (Koloseliler 1:16.’da yer alan bu
sözcükler meleksel güçleri temsil eder).

Daha önce meleklerin bir tanımına yer vermiştik. Bu tanımda yer alan diğer karakter özelliklerini de kısaca dile getirmek gerekirse Kutsal Kitap’a dayanarak şunlar söylenebilir: ‘Melekler ahlaklarına göre yargılanacaklar’. Onların bazılarının günah işlediklerini ve bundan dolayı konumlarından düştüklerini okuyoruz. 2.Petrus 2:4; Yahuda 6 (Bu durum ‘düşmüş melekler’ konusunda daha ayrıntılı olarak işlenecek).

Meleklerin yüksek zekasını Kutsal Kitap boyunca insanlarla konuşmalarından (Matta 28:5; Elçilerin İşleri 12:6-11) ve TANRI’ya övgüler sunmalarından ( Esinleme 4:11; 5:11) anlıyoruz.

Melekler İbraniler 1:14’te ruhlar olarak nitelendiriliyorlar. ‘Ruhsal varlıklar’ olduklarından onların bedenleri yoktur. Bu gerçek, Mesih’in Luka 24:39’da öğrencilerine söylediği şu sözlerden anlaşılır: ‘Bana dokunun, bir ruhun eti ve kemiği yoktur’. Onun için melekler normalde görünemez. Ancak Tanrı görebilmemiz için bizlere özel bir yetenek verdiğinde onları görebiliyoruz. Örneğin, Çölde Sayım 22:31’de Balam, ilk önce yolda duran meleği görmedi, fakat daha sonra Rab onun gözlerini açınca onu fark etti ve dehşete kapıldı. Benzer şekilde 2.Krallar 6:17’de Elişa’nın uşağı kendilerini yakalamak için gelen Suriye ordusunu çembere alan göksel orduyu ancak peygamberin duasından sonra görebildi.

Kurtarıcı Mesih’in gelişini müjdeleyen göksel varlıkar ise çobanlar tarafından ansızın görüldü (Luka 2:13).