#28530
Anonim
Pasif
07%2001%2023%20takagh.jpg
Hrant Dink’in naaşının yanıbaşında mumlarla nöbet tutanlar
07%2001%2023%20tapor2%281%29.jpg
Patrik Hazretleri Patriklik binasından Merkez Kilise’ye geçiyor



Saat tam 14:00’te, Patrik II. Mesrob Hazretleri, diğer ruhanilerle, Patriklik binasından Merkez Kilise’ye geçti.

07%2001%2023%20yegeghetsagank%281%29.jpg
Patrik Hazretleri ve diğer ruhaniler uğurlama töreninde



Töreni Patrik Vekili Başepiskopos Şahan Sıvacıyan yönetirken, Patrik Hazretleri de riyaset etti. Kilise ve kilisenin önündeki Sevgi Sokağı yurttaşlarla tamamen dolmuştu. Aziz Pavlus’un Mektubu’nu (Selanikliler’e 4: 12-17) Peder Zohrap Civanyan okurken, İncil’i (Yuhanna 12: 24-26) ise Peder Krikor Damatyan okudu. “Kahanayk” ve “İ verin Yerusağem” ilahilerinden sonraysa Patrik Hazretleri vaaz etti.

VAAZ

07%2001%2023%20karoz.jpg
Patrik Hazretleri konuşurken

Patrik Hazretleri, Ermenice ve Türkçe olarak şöyle konuştu:

“Sevgili ve Yaslı cemaatim, Sevgili Dostlarımız,

Bugün Surp Asdvadzadzin (Meryem Ana) Patriklik Merkez Kilisesinin tarihi çatısı altında melun bir suikaste kurban giden cemaatimizin değerli bir evladını, Agos Gazetesi genel yayın yönetmeni müteveffa Hrant Dink’i ebediyete uğurlamak üzere toplanmış bulunuyoruz.

Merhumun Malatya’da başlayan yaşam çizgisi bugün son noktasına ulaşıyor. Zorluk ve mücadelelerle geçen yaşamı, Hrant Dink’te cesur, duygusal ve gözüpek bir karakter yarattı. Böylece o, adalet, vicdan özgürlüğü ve insan hakları savunucusu ve sancaktarı oldu. Bedeli ne olursa olsun inandığını, düşündüğünü söyler, bir şeyi yapması gerektiğini düşünüyorsa, yapardı.

Hrant, etnik kökenine olduğu kadar, vatanına da bağlıydı. Doğduğu yeri, büyüdüğü ülkeyi, yaşadığı ülkenin insanlarını kendi ait olduğu köklerin değerlerini reddetmeden sevebildi. Cesur çıkışları, onun din, ırk, köken farkı gözetmeyen insan sevgisiyle dolu, dürüst Anadolu insanı karakterinin dışavurumuydu. Hrant, bu duruşuyla Allah’ın emrini uygulamaktaydı: “Öç almayacaksın. Halkından birine kin beslemeyeceksin. Komşunu kendin gibi seveceksin.” (Levililer 19:18). Aynı zamanda Resulün emrini de yerine getiriyordu: “Allah’ı seven kardeşini de sevsin”(I. Yuhanna 4:21). Hrant, her iki aidiyetini de insanlar arasında sürmekte olan olumsuz önyargıları kaldırmak için kullandı. Demokrasinin ateşli bir savunucusu oldu ve onu ideal toplumun önşartı olarak kabul etti.

Merhumun eşine yaptığım taziye ziyareti esnasında Hrant’ın, Mesih İsa Efendimiz’i Kurtarıcısı ve Rabb’i olarak kabul ettiğini memnuniyetle öğrendim. Biz Hıristiyanlar için kurtuluş işte budur. “İsa’nın Rab olduğunu ağzınla açıkça söyler ve Allah’ın O’nu ölümden dirilttiğine yürekten iman edersen, kurtulacaksın.“ (Romalılar 10:9). Sevgili inananlar, “Allah dünyayı o kadar çok sevdi ki, biricik Oğlu’nu verdi. Öyle ki, O’na iman edenlerin hiçbiri mahvolmasın, hepsi sonsuz yaşama kavuşsun.” (Yuhanna 3:16). Ayrıca İsa Mesih Efendimiz şöyle diyordu: “İnsanlar yaşama, bol yaşama sahip olsunlar diye geldim.” (Yuhanna 10:10). Ancak maalesef bir çok insan bu “bol yaşama” kavuşamıyorlar, çünkü insanlık, günahlarının çokluğundan dolayı Allah’tan uzak kalıyor. Aziz Havari Pavlus şöyle yazıyor: “Çünkü herkes günah işledi ve Allah’ın yüceliğinden yoksun kaldı.” (Romalılar 3:23). Ayrıca “günahın ücreti ölüm“dür der (Romalılar 6:23). Sevgili Cemaatim, Allah bize sevgisini İsa Mesih Efendimiz aracılığıyla gösterdi. Çünkü biz daha günahlarımız içindeyken Rab İsa Mesih bizler için öldü. “Kutsal Yazılar uyarınca Mesih günahlarımıza karşılık öldü, gömüldü ve Kutsal Yazılar uyarınca üçüncü gün ölümden dirildi. Daha sonra Petrus’a, sonra Oniki Havariler’e göründü. Daha sonra da beş yüzden çok kardeşe aynı anda göründü.”(I. Korintoslular 15: 3-6). İsa Mesih Efendimiz bir keresinde Aziz Havari Tovmas’a şöyle demişti: “Yol, gerçek ve yaşam Ben’im. Benim aracılığım olmadan Göklerdeki Peder’e kimse gelemez.” (Yuhanna 14:6). Bu nedenle biz Hıristiyanlar İsa Mesih’i şahsen Rabbimiz ve Kurtarıcımız olarak kabul etmek gerektiğine inanıyoruz. Mesih’i kabul etmemiz gerekiyor, çünkü “kendisini kabul edip adına iman edenlerin hepsine Allah’ın çocukları olma hakkını verdi. Onlar ne kandan, ne beden ne de insan isteğinden doğdular; tersine, Allah’tan doğdular.” (Yuhanna 1:12-13). Mesih’i ancak imanla kabul edebiliriz. Efeslilere yazılan mektupta ise şöyle denilmektedir: “İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Allah’ın armağanıdır. Kimsenin övünmemesi için iyi işlerin ödülü değildir.” (Efesliler 2: 8-9). Rab İsa Mesih yüreklerimizin kapısında duruyor ve sesleniyor “İşte kapıda durmuş, kapıyı çalıyorum. Biri sesimi işitir ve kapıyı açarsa, onun yanına gireceğim; ben onunla, o da benimle, birlikte yemek yiyeceğiz.” (Esinlenme 3:20). İsa Mesih dağdaki vaazında “Ne mutlu doğruluğa acıkıp susayanlara! Çünkü onlar doyurulacaklar” dedi (Matta 5:6). Merhum Hrant’ın vefatı vesilesiyle gelen tüm taziyeler hep aynı fikir etrafında şekilleniyordu; o adalet aşkıyla çalıştı ve tüm yüreğiyle adaletin meyvelerini tatmayı diledi. Çünkü “Barış içinde eken barış yapıcıları doğruluk ürününü biçerler.” (Yakup 3:18).

Hrant’ı sadece gazeteci olarak tanıyanların büyük bir çoğunluğu kimsesiz çocuklar için yaptığı ve onun insansever kişiliğinin bir belirtisi olan çalışmalardan habersizdirler. Hrant, çocukluğunda bir çok çocuğun sahip olduğu mutluluktan mahrum kaldı. Teselliyi ise daha sonra çocuklara hizmet etmekte buldu. Çocukları sevdi. Kendi çocukları gibi onlara özen gösterdi. Çocukların sevincine ortak oldu ve çocukluğundaki acı anılara böylelikle teselli buldu.

Hrant, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı bir Ermeni’ydi ve tüm yaşamı boyunca böyle çalıştı. Bu vesileyle şu soruyu sormak istiyorum; bu gibi suikastlerden sonra maktulün kefeni üzerinden siyaset yapmak evrensel ahlak kurallarına ne kadar sığar? Acı hepimizindir. Kayıp hepimizindir. Taziye acıyı paylaşmak, acıyı hafifletmek demektir. Bu nedenle olayı kınarken ülkemiz aleyhine yapılan olumsuz açıklamalar yüreklerde yeni yaralar açmaktadır. Bu tür davranışlar merhum Hrant’ın yaklaşımına tamamen aykırı düşmektedir.

Bu vesileyle Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Necdet Sezer başkanlığındaki tüm devlet erkanına, tüm resmi kurum ve kuruluşlara ve iyi niyetli tüm yurttaşlarımıza bu acılı günlerde merhumun ailesine ve cemaatimize gösterdikleri destekten ve yakın ilgiden dolayı teşekkür ediyoruz. Olağanüstü duyarlılık sergilenmesi, ve en kısa zamanda failin yakalanması ise memnuniyet vericidir. Ancak kesinlikle yeterli değerlidir. Gerçek azmettiricilerin belirlenmesi ülkemizin barış ve huzur ortamı açısından zorunludur.

Bir Hristiyan din görevlisi ve bir insan olarak her zaman ve her şartta en kutsal hak olan yaşama hakkına saldıranları bir kez daha lanetliyorum. Fikir ve düşünce özgürlüğüne saygılı ve değer veren insanlar olarak, bazı insanlarımızın fikirlerini paylaşmasak bile, hiç kimsenin fikirlerinden dolayı bırakın katledilmesini, yargılanmasını ve ceza almasını bile kabul etmemeliyiz.

Devletimizin ve Türk halkının, Ermenilerin, binlerce yıldır bu topraklarda yaşayan T.C. vatandaşları olduğuna, yabancı ve potansiyel düşman olmadığımızı kabul edeceklerine, bizlerin düşman olarak algılanmamıza neden olan uygulama, tutum ve zihniyeti değiştirmek için okul kitaplarından ve okullarımızdan başlayarak toplumdaki bu Ermeni düşmanlığını yok etmeye yönelik çalışmaların ivedilikle ele alınacağına dair inancımızı hala koruyoruz.

Hrant’ın mücadele ettiği konuların başında Türk – Ermeni diyaloğunun gelişmesi vardı. Bu konuda önemli mücadeleler verdi ve bu mücadelesi karşısında oluşan tepkileri cesurca göğüsledi. Ne mistik bir olgudur ki, kendi cenaze merasimi, Türkiye ve Ermenistan yetkililerinin bir araya gelmesi için bir vesile oldu. Biliyoruz ki bu vesilenin gerçek bir diyaloğa dönüşmesi hepimiz gibi onu da mutlu ederdi.

Duamız şudur; Allah ülkemizin esenliğini korusun, vatandaşlarımızın kardeşlik sevgisini güçlendirsin, dünyaya barış bahşetsin ve insanların yüreğine sevgi tohumları eksin. Kötülük uzaklaşsın, ümitsizlik yok olsun ve Allah’ın kutsal iradesi her yerde hakim olsun.

Her şeye Kadir Allah’ın Kutsal Ruh’u içimizdeki taştan yürekleri çıkarsın, bize etten bir yürek versin. Böylece O’nun iradesini izlememiz, buyruklarına uyup onları uygulamamız mümkün olabilecektir (Hezekiel 36:26-27).

Merhum Geçen Pazar tüm dünyadaki Ermeni kiliselerinde Surp Badarak ayininden sonra yapılan özel dualarla anıldı. Bu vesileyle, Türkiye ve Ermenistan Cumhuriyetlerinin temsilcilerine, dost ülkelerin temsilcilerine, ayrıca, Başepiskopos Khajag Barsamyan tarafından temsil edilen Tüm Ermeniler Katolikosu 2. Karekin Hazretlerine, Başrahip Şahe Panosyan tarafından temsil edilen Kilikya Katolikosu 1. Aram Hazretlerine biraderane teşekkürlerimizi sunarız. Merhumun cenazesine katılmak için aramızda bulunan Romanya ve Bulgaristan Ermenileri Ruhani Önderi Başepiskopos Dirayr Mardikyan’a, Almanya Ermenileri Ruhani Önderi Başepiskopos Karekin Bekçiyan’a da teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Merhametli ve bağışlayıcı Allahımız, Hrant’ın ruhunu kabul etsin. Yargı günü ona merhamet etsin, taksiratını affetsin ve semavi solmayan taçlarına layık etsin. Huzur içinde yatsın. Bir kez daha merhumun eşi sevgili Rakel’e, evlatlarına, cemaatin tüm üyelerine, tüm basın mensuplarına ve tüm yurttaşlarımıza taziyelerimi sunar Kutsal Ruh’un tesellisini dilerim. Amin.”