#28137
Anonim
Pasif

257’de Roma’nın her yerinde tekrar şiddetli bir zulüm dalgası görülmüştür. Ama bu seferki hedef özellikle kilise önderleri, gözetmenler ve hizmet edenlerdi. Kimileri tutuklanmış, kimileri köle olarak satılmış, kimileri ise öldürülmüştür. Daha önceki zulümde kaçan Kuzey Afrika Kilisesi önderlerinden Cyprian’ın ise bu kez başı kesilmiştir. Birçok kişilere de çeşitli işkenceler yapılmıştır. İspanya episkoposu iki diyakonu ile birlikte bir tiyatro sahnesinde bir şişe takılarak kızgın korlar üzerinde kızartılarak ölene kadar işkence yapılmıştır. 260’ta Valerian Persler tarafından kaçırılana kadar bu korkunç zulüm dönemi devam etmiştir. Onun yerine geçen oğlu Gallerius babasının siyasetini izlememiş, tam tersi Hıristiyanlara her yönden kolaylık sağlamıştır. Bu da Hıristiyanlar için yaklaşık 40 yıllık bir huzur dönemi olmuştur.

Sonraki yıllarda yer yer hafif şekillerde zulümler devam etmiştir. o yıllardaki Hıristiyanların sayısı kesin olarak bilinmese de %5 ile %50 arasında tahmin edilmektedir ki bu da hiç az bir rakam değildir.

303 yılında ise Dioklation o güne kadarki en korkunç zulüm dönemini başlatmıştır ve bir ferman ile kilise binalarını yıktırmış, Kutsal Kitap’ları yaktırmıştır. On yıl boyunca Britanya’dan Arabistan’a kadar imparatorluğun her köşesinde işkence ve zulüm devam etmiştir. Hatta Hıristiyanların yoğun olduğu doğu illerinde ise zulüm 323’e kadar sürmüştür ve yer yer toplu katliamlara kadar gitmiştir. Bu zulümler sırasında Hıristiyanların yaşadığı bilinen bazı kasabaların toplu olarak ateşe verildiği bile olmuştur.

Dioklation imparatorluğun çok büyük olduğundan dolayı idaresinin zor olduğunu düşünerek farklı bir sisteme geçmek istemiştir. Çünkü imparator zamanın çoğunu sınırda askerlerin başında savaşta olmak zorundaydı. Eğer imparatorun yerine askerlerin başında başka bir komutan olursa ve o komutan büyük bir zaferle bir kahraman gibi Roma’ya dönerse imparatoru tahttan indirebilirdi.

Bütün bu zorluklardan dolayı Dioklation imparatorluğu doğu ve batı olmak üzere ikiye bölmüştür. Ama bu iki parçada iki imparatorla birlikte iki de yardımcı imparator olacaktır. Kendisi doğu parçasını almış ve başkenti de Nikomediya’da kurmuştur. Yardımcı imparator Gallerius ise Yunanistan ve Balkanlar’ın yönetimini almıştır. İmparatorluğun batı kısmında da başkent yine Roma olmak üzere Maxentius imparator olmuş ve Konstantinus Klorus da yardımcı imparator olarak Britanya, Galler ve İspanya bölgelerini almıştır. Konstantinus Klorus Konstantin’in babasıdır.

Dioklation’un imparatorluğunun ilk dönemlerinde Hıristiyanlar için hiçbir sorun yoktu. Dioklation’un Hıristiyanlarla hiçbir sorunu olmadığı gibi zaten kendi eşi ve kızı da Hıristiyan’dı. Kimse de herhangi bir sorun çıkacağını düşünmüyordu. Ama Dioklation’un yardımcı imparatoru Gallerius Hıristiyanları hiç sevmiyordu. Bu yüzden de Dioklation dönemindeki korkunç zulüm Roma ordusu tarafından Balkanlarda başlatılmıştır.

Gallerius’un Hıristiyanlarla ilgili sorunu ordudaki Hıristiyanların savaşmayı reddetmesi üzerine başlamıştır. Gallerius Dioklation’dan ordudaki bütün Hıristiyan askerleri kovmasını istemiştir. Bazı komutanlar da askerlerinin çoğunu kaybedecekleri için Gallerius’un bu isteğine çok kızmışlardır. Sonunda çareyi askerleri imanlarından vazgeçmelerini sağlamakta bulmuşlardır. Bunu yapabilmek için de yine eski yönteme geri dönerek Roma tanrılarına kurban sunmalarını istemişlerdir. Bunun sonucunda da öncelikle