#31328
Anonim
Pasif

Mesajlarıma cevap verme nezâketi gösteren Sn.Suna, Sn. oezjohn ve Sn. halleluya arkadaşlara teşekkür ederim.

Yol çetin, doğru tercih zor, kavramak/anlamlandırmak ve iman etmek çok meşakkatli bir iş. Büyük kalabalıklar içinde mevcut kültüre aidiyet duyguları hissiyle insanın kendisini “Dindar” zannetmesi ne kadar kolay ve basit…!

Hele kendisi kulluk edemediğini düşünerek, ibadetlerini yapmakta olan insanlara karşı saygı duyanların takdir hislerinin sağladığı rahatlama ve nefsaniyet, insana bulutların üzerinde uçtuğu hissini veriyor.

Ama o sorgulama yok mu, sorgulama….

Neden, niçin, nasıl, olurmu vs….

Aslında ben sorgulayarak bir yere varamayan insanı, sorgulamadan ot gibi yaşayan insandan daha değerli görür, saygı duyarım. Çünki bu sorgulamanın arka planında “Tanrıyı hesâba çekme” değil, gerçeği bulma isteği ve samimiyet yatar. Arayan, yola çıkmış demektir.

“İnandım” dediği halde, hayatı Tanrının istediği gibi yaşama gayretine girmeyip, menfaatlerinin emirleri doğrultusunda yaşayanlara göre arayanlar, kıyas kabul etmez şekilde kıymetli insanlardır.

Bu”Arayış” da gâh dindar olunur, gâh Â’raf da kalınır, gâh atesit düşünceler benimsenir. Ama henüz bunlardan birisine karar verilmiş değildir.

Ama şu sözler insanın ümitvar olmasını sağlıyor.

“Dileyin, size verilecek; arayın, bulacaksınız; kapıyı çalın, size açılacaktır. Çünkü her dileyen alır, arayan bulur, kapıyı çalana kapı açılır. Hanginiz kendisinden ekmek isteyen oğluna taş verir? Ya da balık isterse ona yılan verir? Sizler kötü yürekli olduğunuz halde çocuklarınıza güzel armağanlar vermeyi biliyorsanız, göklerde olan Babanızın, kendisinden dileyenlere güzel şeyler vereceği çok daha kesin değil mi?” Matta 7/7-11

Saygılar.